DOLAR 6,8627
EURO 7,7740
ALTIN 397,05
BIST 8,6788
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bayburt 27°C
Gök Gürültülü

Bayburtlu Prof. Dr. Tahir Atıcı’dan Çoruh Nehri değerlendirmesi

Bayburtlu Prof. Dr. Tahir Atıcı’dan Çoruh Nehri değerlendirmesi
01.06.2020
A+
A-

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahir Atıcı, Çoruh Nehri’nde devam eden ıslah projesinin 2. Etap tartışmalarının yaşandığı bu günlerde konuya bilimsel yaklaşım kazandıran önemli bir açıklama yaptı.

Bu tip projelerde mutlaka bir Uzman Peyjaz mimarı ve bir Hidrobiyolog projeye dahil edilmeli ya da görüşü alınarak çalışmaların başlatılması gerektiğini vurgulayan Hidrobiyolog Prof. Dr. Tahir Atıcı’nın açıklaması şöyle:

Çoruh Nehri ile ilgili hidrobiyolojik, biyoekolojik ve çevresel bir değerlendirme:

“Son zamanlarda Baybut’ta Çoruh nehri üzerinde yapılan çeşitli çalışmalar, projeler ve bölgedeki sulama, HES gibi konularda ilgili tartışmalar hem basın hem de akademik camiada dikkatle takip edilmektedir. Çalışma alanımın Hidrobiyoloji olması ve biri 1996 diğeri 2000 yılında olmak üzere Çoruh nehri üzerinde yapmış olduğum bilimsel makalelerimden dolayı bu konuda bazı bilgiler vererek hem basınımızı hem de ilgilileri bilgilendirmek istedim. Aşağıda hazırlamış olduğum metin daha çok Hidrobiyolojik ve Ekolojik birazda sosyal alanlara ait bilgiler içermektedir.

1- Çoruh nehri için kısa bilgilendirme

Kaynağını Mescit Dağı’nın batı yüzünden alır (3.255 m), önce batı doğrultusunda akış gösterir ve Bayburt tan geçerek bir yay çizip İspire ve oradan da Artvin il sınırlarına girer. Borçka’ dan geçtikten sonra ülke sınırını terk ederek Batum dan Karadeniz’e dökülür. Yani Çoruh Nehri sınır aşan bir nehrimizdir. Çoruh Nehri Türkiye arazisinin %2,53’üne karşılık gelen 19.748 km³ havzaya sahiptir. Toplam uzunluğu 431 km olan Çoruh’un 410 km’si Türkiye’de, 21 km’si Gürcistan’da bulunur. Çoruh’un debisi Mayıs ayında (569/529 m³/sn.) zirveye çıkar. Yıl boyunca en düşük debisi ise 53.09 m³/sn.’dir. Yıllık ortalama debi 192 m³/sn, yıllık ortalama sutaşıma kapasitesi 6,3 milyar m³’tür. Dünyadaki en hızlı akan nehirlerden biridir. Havza olarak dünyadaki en önemli 25 biyoçeşitlilik noktalarından biri olan Kafkasya Biyoçeşitlilik sıcak noktası içerisinde değerlendirilir ve Dünyadaki sıcak noktalar ve koruma için yüksek öncelikli alan olarak aday gösterilmiş bir havzadır. 

2- Hidrobiyolojik ve Ekolojik durum

Çoruh nehrinin biyoekolojik özelliklerini anlamak için sucul ortamlarda yaşayan tüm canlıları besin piramidinin ilk basamağından itibaren üst basamaklarına kadar ve Çoruh nehrinde yaşayan tüm canlı guruplarının ne olduğunu ve önemlerini bilmemiz gerekmektedir. Çoruh nehrinde bu bileşenler primer verimliliği sağlayan algler’ den (su yosunları) başlamaktadır, algler bu sucul ortamın temel ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Sudaki çözünmüş oksijenin varlığı büyük ölçüde bu canlılara bağlıdır. Aynı zamanda Bu canlılar diğer canlılar içinde besin teşkil etmekte ve su kirliliği gibi önemli konularda da indikatör (belirleyici) unsurlar olarak kullanılmaktadırlar. Yukarıda da belirttiğim gibi bu organizmalar üzerinde 1996 ve 2000 yılarında yapmış olduğum çalışmada yaklaşık 200 kadar alg türü özellikle Çoruh un Gez köyünden aşağı Dikmetaş köyü arasında kalan bölgede yani Çoruh’un Bayburt’a girmeden ve çıktıktan sonraki alanda yayılış gösterdikleri tespit edilmiştir. Aynı zamanda bu türler soğuk, kireçli ve temiz sular da yaşamayı tercih eden canlılar olarak ta kayda geçmiştir.

Çoruh nehrinde yaşayan diğer bir gurup canlı ise bentik makroomurgasız canlılardır ve bu canlılar taban omurgasızları olarak ta ifade edilebilir, bu organizmaların hayati önemi nedir bir akarsuda nerede yaşarlar yani habitatları nedir? Habitatları bozulursa ne tür riskler oluşabilir? Gibi soruları cevaplamamız önemlidir çünkü hali hazırda Çoruh Nehrinin Bayburt şehir merkezindeki kesiminde nehir yatağı tahrip edilmiş ve bu organizmaların habitatları yok edilmiştir. Söz konusu organizmaların yaşama alanlarının oluşumu doğal süreçler ile uzun yıllarda meydana gelmekte ve bu canlılar da yine diğer canlılar için besin kaynağı olarak kullanılmakta ve tür çeşitliliği için Çoruh nehrine değer katmaktadır.

Çoruh nehrinde yaşayan ve daha çok hareketli olan canlılar ise kurbağalar, su yılanları ve balıklardır. Bu canlılar da sucul ortamdaki besin döngüsüne çok katkı sağlamaktadırlar. Kurbağalar özellikle uçucu haşereleri avlayarak aynı zamanda bizlere de fayda sağlamaktadır. Balılar bölgenin özelliğine göre çeşitli türlerin yaşaması açısında Bayburt ve civarı biyoçeşitlilik zenginliğine katkı sağlamaktadır. Ayrıca insanlar içinde önemli bir ekonomik gelir olabilmekte ve besin olarak ta kullanılabilmektedir. Bu canlı gurubu özellikle üreme dönemlerinde nehrin yukarı kesimlerine yumurta bırakmak için göç etmekte ve çatlayan yumurtadan çıkan balıklar büyümek ve gelişmek için aşağı kesimlere doğru tekrar geri dönmektedirler. Bu açıdan daha sonra değineceğim ama nehir yatağı üzerinde engel teşkil edecek yapıların ortadan kaldırılması ve HES gibi suyun debisini azaltıcı unsurların yapılırken dikkate alınması gerekir. Bilindiği üzere alabalık türleri çok temiz ve bol oksijenli sularda yaşayabilmektedirler. Bu nedenle, su sıcaklığı, kalite parametreleri ve çözünmüş oksijen değerlerindeki değişimler son derece ciddi sonuçlar doğurabilecektir. İnşaat aşamasında hafriyatın dere yataklarına dökülmesi sonucunda, bulanıklık ve yumurtlama alanlarının fiziksel olarak tahribatı söz konusu olacaktır. Ayrıca su miktarı, kalitesi, çözünmüş oksijen miktarı, ısısı, sediman oranı ve akış hızında oluşacak değişiklikler, balıkların üreme alanlarını ve yumurtaların canlılığını etkileyecektir.

Diğer bir canlı gurubu ise sucul memeli türleridir ki bunların başında şehir merkezinden uzak bölgelerde varlığı bilinen ve nesli tehlike altında olan türler listesinde bulunan su samuru türü vardır. Karasal ortam ile sürekli bağlantısı olan bu canlıların hayatlarının büyük bir kısmı sularda geçer. Ayrıca son bir gurup canlı ise karasal ortamda yaşayan fakat Nehir ile devamlı irtibat halinde olan Kuşlar, bitkiler ve yabani hayvanlardır.

Şu ana kadar mevcut projenin sucul ortama vermiş olduğu tahribatı özetlersek; İnşaat aşamasındaki çevresel etkiler genel olarak gürültü, toz, hava kirliliği, hafriyat ve inşaat atıkları, erozyon, işçilerden kaynaklı atıklar ve inşaat için açılacak yollar olarak özetlenebilir. Araştırmalar, su miktarı ve zamanlamasının akarsu ekosistemlerinde canlı gruplarının dağılımını kontrol eden en önemli faktörlerden bir tanesi olduğunu göstermektedir. Benzer araştırmalarda, akarsu tabanında yaşayan (bentik) omurgasızların su hızı, su derinliği ve taban kayması gibi hidrolik parametrelerindeki değişimlerden etkilendikleri gözlemlenmiştir. Su hızı, askıdaki katı maddelerin boyutunu ve konsatrasyonunu da etkilemektedir. Akarsu tabanının şekillenmesinde su hızının yine büyük önemi vardır. Sucul ekosistem için önemli olan çözünmüş gazların (O2 ve CO2) ve besin maddelerinin transferinde su hızı önemlidir.

Akarsuların taban yapısı da sucul organizmalar için çok önemlidir. Su tabanı canlılar için beslenme, saklanma ve yumurtlama için uygun koşullar sağlamaktadır. Akarsu yatağının kumlu, çakıllı veya taşlı olması, burada yaşayan türlerin hem özelliklerini hem de yoğunluklarını belirleyen faktörlerdendir. Özellikle alabalıkların beslenmesinde ve üremelerinde, taban yapısı ve su derinliği çok önemlidir. Akarsuyun hızı, debisi ve derinliğinde meydana gelecek değişiklikler ise, taban yapısını doğrudan etkileyecek değişiklikler olacaktır. Su toplama yapılarından elektrik üretimi amacıyla su alınması sonucunda akarsulardaki su miktarlarının azalması, doğal olarak akarsuyun etrafını ve ona bağlı olan yaşamı da doğrudan etkileyecektir. Su miktarının azalması ile suya bağlı olan tüm yaşam formları, suyun etrafında yarattığı iklim ve neme bağlı olan canlılar, suyun etkileşim içinde bulunduğu yeraltı su durumu ve bu sulardan yaralanan insanlar ve insan faaliyetleri etkilenecektir.

3- Çoruh Nehri’nin Bayburt’tan geçen kolu için isim tartışması

Günümüzde Google MAP ve benzeri tarayıcılardan sağlanan verilerde Çoruh nehri isminin nereden başladığı takip edildiğinde şu durum görülmektedir. Erzincan’ın kuzey ve Kelkit’in güney doğu taraflarında dağlardan çıkan kaynak suların birleşmesi ile Rüştü Deresi bir kol, Sakızlı Dere başka bir kol, Pulur Deresi başka bir kol ve birçok isimsiz irili ufaklı derenin birleşerek Çoruh Nehri adını aldığı görülmektedir. Ayrıca Mescit dağlarından doğan ve Bayburt’tan geçen ve yine Masat Deresi gibi birçok irili ufaklı derenin birleşerek oluşturduğu Yıldırım çayı ise Aşağı Dikmetaş tan sonra Çoruh Nehri ile birleşmektedir. Ancak şöyle bir durum u da gözden kaçırmamak gerekir; Wikipedia da ve yine birçok ansiklopedik kaynakta (Grosser Welt Atlas, Türkiye fiziki haritası vb.) “Çoruh nehri Mescit dağlarından doğmaktadır” denilmektedir. Dolayısı ile tanımlamalar yapılırken Çoruh nehrinin Bayburt’tan geçen büyük kolu şimdiye kadar yapılan bilimsel çalışmalarda Yıldırım çayı olarak kullanılmamış aksine Çoruh nehri denilmiştir. Çünkü tanımlar Çoruh nehrinin Bayburt’tan geçtiğini belirtmektedir. O halde isimlendirmede bir yanlışlık olabilme ihtimali söz konusu olabilir, bu nedenle harita genel komutanlığına durumun izahı ve gerekli düzeltmenin bu anlamda yapılması gerektiği iletilebilir.

4- Genel değerlendirme

Özellikle Çoruh nehrinin Bayburt Erzurum köprüsünden başlayıp Kaleardı Mahallesi un fabrikası kesimine kadar yapılan dik kale duvarı gibi bir set ile izole edilmesi sucul ve karasal ekosistem için bir engel oluşturmaktadır. Bu engel yukarıda belirtilen biyoekolojik özellikler dışında doğal hayatın da sürdürülebilir olmasında önemli bir sorun oluşturmaktadır. Yaban hayatının Çoruh nehri ile bağlantısı kesilmiş ve farkında olmadığımız bazı canlıların da ölmesine veya bölgeden ayrılmasına sebep olmuştur. Tabi bu noktada şu akla gelebilir; Nehrin özellikle ilkbahardaki taşkınları ve su basması gibi olayları nasıl engelleyebiliriz? Bu konuda maalesef ülkemizde DSİ kendini peyzaj alanında geliştirememiş ve tek tip taşkın setleri üretme yoluna gitmiştir. Oysaki dünyada bunun çok örneği vardır ve hem sel ve taşkınlar hem de doğal hayatın korunabileceği peyzaj üretimleri yapılabilmektedir. Su havzalarında yer alan toprak ve su kaynakları ile orman, mera gibi ekosistemler arasında karşılıklı dinamik ilişkiler bulunmaktadır. Bu durumun dikkate alınması çok önemlidir. Şehir merkezinde ise durum biraz faklıdır ve bir proje ile Çoruh nehri kanala alınarak doğal habitatı tamamen yok edilmiştir. Bu durumda yapılacak olan ise uzun vadeli bir havza planı içerisinde değerlendirme yapılarak hem sürdürülebilir bir kullanım sağlamak hem de canlıların habitatlarının tekrar oluşması için yapılması gerekenleri planlamasıdır. Bu tip projelerde mutlaka bir Uzman Peyjaz mimarı ve bir Hidrobiyolog projeye dahil edilmeli ya da görüşü alınarak çalışmaların başlatılması gerekmektedir.”

YORUMLAR
  1. Bayburtlu Salih dedi ki:

    Her ne olursa olsun, bizler Vatandaş olarak, Akademik bir birikime sahip deği isekte, bazı şeylerin doğruluğunu yanlışlığını azda olsa yorumlaya biliyoruz.
    Lakin sorumluluk alanında olanların, ister teknik manada olsun, ister idari yetkide olanlar , gerçek sorumluluk gereği, doğruyu yapmada gayretli olmalı.
    Bayburt un maküs tarihinde bu tür serzenişler çoktur.

  2. Hasanbayram dedi ki:

    Hocam merhaba. İnanın hocam çevreye duyarlı biri olmam, memleketimi sevmem ve kalıcı olarak çoruh nehri gibi doğal güzelliklerimizi korumadan öte bir kastım ve hassasiyetim yoktur. Hocam bu konuyla ilgili bimere yazıda yazmama rağmen hiçbir geri dönüş almadım. Biz malesef çoruh nehrini-şehir merkezine kadar olan kısmı-hes projeleri uygılandıktan sonra kaybettik. Tabiatı yada allah ın bize verdiği bu büyük nimeti katledercesine işledik boğazladık. Her tarafı delik deşik yapıp, sonrada ardımızda çöp ve beton yığınlarını bıraktık. Geride yaban hayatını izole eden, sudaki canlı çeşitliliğini bitiren doğaya bir ton çöp yığınları bırakan sevimsiz ve saygısız bir ortam bıraktık. Yapılmasına karşı çıkmadık ancak adam boğazlar gibi yapılan bu katliamlardan son derece müteessir olduk. Şimdi konuştuğumuz mevzu olan şehir içindeki ıslah faaliyeti aslında bu konunun yanında atıl bir mevzudur.

  3. Vatandaş dedi ki:

    Hocam Allah senden razı olsun. İyi demişsin.İsimlendirme yanlışlığı var kesin. Bazıları asırlardır adı Çoruh Nehri olan (Cuy-i Ruh) bu güzel Nehir’i Yıldırım çayına dönüştürmek için çok uğraş verdiler. Ne bilgileri var ise.

  4. ahmet dedi ki:

    Bir reis adayı 2004 yerel seçimlerinde çoruh nehri için meydan köprüsünden savacak yapmak kaydı ile Temmuz-eylül ayları arası suyun debisini yükselterek Emniyet binasına kadar akülü gondol sefası yaptıracağını söylemişti.Ey hemşehrilerim siz venediğe gitmeyeceksiniz venedik ayağınıza gelecek demiştir.Seçim beyannamesi sunulabilir.Ey gidi proje üreten siyasiler nerdee?Şehri ikiye bölen transit yol aşağıya alınarak transit geçenlerin kale görüntüsünü ortadan kaldırmıştır.Tarihini kültürünü gizleyen tek şehir özelliği bizdedir.Küçük sanayi yıllarca çözülememiş-zahit – veysel mah.kentsel dönüşüm yapılamamış, hazır arsalar üzerine toki inşaatları yapılmaktadır.Bayburt taşı ile övünüyoruz bir mardin olamazmıyız.Heyhat nerde o günler?

  5. Naim dedi ki:

    Helel sana hocam. Teşekkürler bazılarına ders olur inşallah. Seninle gurur duyuyorum

  6. GÜRSEL KARAPINAR dedi ki:

    Çoruh nehrindeki bu REZALETE, ÇİRKİN YAPILAŞMAYA her kesim ses çıkarıyor,
    tepki gösterirken Bayburt’ta bazı kurum ve kuruluşlardan ses çıkmıyor..NEDEN…..?
    ÜNİVERSİTE,TİCARET ve SANAYI ODASI, ESNAF SANATKARLAR ODASI,TÜM PARTİ İL VE İLÇE BAŞKANLARI,STK’lar siz NEREDESİNİZ….? Siz ne zaman sesinizi çıkartacaksınız ….?
    Neyi bekliyorsunuz…? Çok mu memnunsunuz…? Neye güveniyorsunuz…? Bir görüşünüz,
    raporunuz, yol haritanız yok mu…? Her şeyi doğru mu buluyorsunuz…?
    Başta ÜNİVERSİTE olmak üzre ,ifade ettiğimiz kurumlar ayağa kalkmalı, yapılması gerekenleri
    tavsiye ve KABUL ettirmeli, uygulamaya geçilmelidir….
    BUGÜN İTİBARIYLA ŞEHİR MERKEZİ BAYBURT’a BİR ÇİVİ ÇAKMAMAK DAHA EVLA ‘dır….
    AKSİ İHANETTİR ….. !

  7. Bir Bayburt Vatandaşı dedi ki:

    Hocamızdan Allah razı olsun. Bayburt’ta artık parayı suya dökmeye sonrada yanlış yaptık demeye alıştık.
    Zamanında gereksiz renkli kaldırımlar ve Çoruh içerisine yapılan setler yanlış yapıldığı gibi bu çalışma da yanlıştı. Ya Allah aşkına Eskişehir de porsuk çayı ne kadar büyük turizm kaynağı ama daha değerli Çoruh nehrini kullanamıyoruz bir iş yapmadan ince bir bilene danışın ülkemizde bu işi bilenler var veya Eskişehir gibi bir örnek var . Yeter artık şu memlekete zarar vermekten bıkmadınız mı. Bu memleket insan kaybediyor şu kötu yönetim yüzünden . Sessiz ve yanliedya yerine eleştirel bir medya olması bu şehire katkı sağlayacaktır. Artık o parti bu parti işlerini bırakıp şu memlekete değer verin. Gençlere kulak verin. Yeter

  8. GÜRSEL KARAPINAR dedi ki:

    Hemşehrimiz Prof.Dr.Tahir ATICI beye teşekkürlerimizi arz ediyorum.
    Bu ucube proje uygulanıp ve görüldükten sonra toplumda infial uyandırdı..
    Çünkü bu icraatlar ,bizde hiç tartışılmaz,nasıl yapılacağına karar verilmez..
    Eser ortaya çıktığında ,yapmış olduğumuz kötülüğün farkına varıyoruz…
    Maalesef yeni dönemde de bu devam ediyor….SÜKUTU HAYALA UĞRADIK….!
    Sayın hocam, Çoruh nehrine gösterdiğiniz ihtimamı ,şehir merkezindeki
    ÇİRKİN İMAR YAPILAŞMASINA ‘da gösteriniz…..
    Bugün gem vurulmuş Çoruh ağlıyor da,buram buram Tarih kokan Bayburt
    amansız bir derde düşmüş ,yatalak bir hasta görüntüsü veriyor.Acı çekiyor…
    Bunu da görün, bir araya gelip BAYBURT’a neşter vurmamız gerekiyor…
    Sadece Belediye başkanı ve ekibinin yapacağı iş HİÇ değil…!
    Selam ve saygılar..