Dolar 32,1820
Euro 34,9378
Altın 2.421,46
BİST 10.700,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bayburt 22°C
Az Bulutlu
Bayburt
22°C
Az Bulutlu
Sal 22°C
Çar 24°C
Per 22°C
Cum 20°C

İYİ Parti Bayburt il teşkilatından okullarda “Andımız” çağrı

İYİ Parti Bayburt il teşkilatından okullarda “Andımız” çağrı
11 Eylül 2023 14:12 | Son Güncellenme: 12 Eylül 2023 08:42
A+
A-

2023-2024 eğitim öğretim yılı için ilk zilin çaldığı gün İYİ Parti İl Başkanı Yılmaz Kırıcı, yaptığı yazılı basın açıklamasında iktidara “Andımız” kararı ve eğitimdeki sorunlar için seslendi.

İYİ Parti İl Başkanı Kırıcı, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“2023-24 Eğitim Öğretim Yılı, bugün çalan ilk ders zili ile başladı. Eğitim politikalarını önceleyen ve Cumhuriyet değerlerimizi, ülkemizin bekası için her daim içselleştiren İYİ Parti mensupları olarak, bugün tıpkı burada olduğu gibi 81 ilimizde eş zamanlı olarak sahalardayız, alanlardayız, karşınızdayız. Geçtiğimiz yıl, 15 milyon 839 bin 140 öğrenci resmî, 1 milyon 578 bin 233 öğrenci özel ve 1 milyon 738 bin 198 öğrenci de açık öğretim kurumlarında eğitim gördü. Resmî okullarda eğitim görenlerin 8 milyon 147 bin 339’u erkek, 7 milyon 691 bin 801’i kız öğrencilerden oluştu. MEB İstatistiklerine göre Türkiye’de toplam 70 bin 383 eğitim kurumu içinde devlete ait okul sayısı 56 bin 200. Özel okulların sayısı ise 14 bin 124. Henüz resmi rakamlar netleşmedi fakat bu eğitim öğretim yılında bu rakamlar muhtemelen bir hayli daha artacak.

“Hangi müfredata, hangi programa bağlı kaldıkları meçhul”

Ebeveynleri de dahil ettiğimizde toplumumuzun önemli bir kesimini ilgilendiren eğitim konusu, söz konusu rakamsal veriler ışığında en önemli sorunlarımızın başında gelmektedir.

Pek çok konuda olduğu gibi eğitim politikalarında da ipin ucunun kaçırıldığına, toplumsal değerlerimizin özümsenmesiyle ilgili hassasiyetlerin eğitimde de terk edildiğine üzülerek tanık oluyoruz. Türk Milletinin duyarlılıklarının ötesinde, artık ayan beyan belli olan ve iyiden iyiye açığa çıkan bir gizli ajandada yazılı olanların, yasa ve yönetmelikler de hiçe sayılarak eğitimde de uygulamaya konulmasıyla somutlaştığını maalesef gözlemliyoruz. Yeni kuşakların, Anayasamızda da öngörülen; milli ve manevi değerlerinin yanı sıra Atatürkçü, laik, çağdaş ve bilimin ışığında yetiştirilmesi amaç ve hedefinden hızla uzaklaşmakta olduğumuzun, evrensel kriterlerden öte, bir garip ideolojik hedefler doğrultusunda şekillendirilmek istendiğinin farkındayız. Pedagojik formasyonu ve lisans eğitimi olmayan kişilerin değişik adlarla veya kaçak yapılar marifetiyle eğitim vermeye kalkıştıklarını dahi biliyor, bunlara göz yumulduğuna da şahit oluyoruz. Vakıflar, cemaat, dernek grup ve benzeri din eğitimi veya değerler eğitimi adına MEB müfredatı dışında birtakım faaliyetlerde bulunmak, ülkemizdeki eğitim ve öğretim sürecini olumsuz etkiliyor. Zira bu tür faaliyetlerde bulunan grupların hangi müfredata, hangi programa bağlı kaldıkları da meçhuldür ve bu durum oldukça tehlikelidir.

“Laik ve bilimsel politikalar üretilmelidir”

Bugün de içinde bulunduğumuz eğitim sistemi, ne yazık ki, birey yetiştirme değil, seçmen yetiştirme üzerine kuruludur. Önce köy enstitülerinin kapatılmasıyla başlayan ülkemiz eğitimindeki erozyon, son 22 yıl içinde çok sayıdaki köy okullarının kapatılmasıyla da derinleştirildi. Müfredat düzenlemelerinin Cumhuriyet değerlerinden uzaklaştırılarak yapılması, yukarıda sözünü ettiğimiz gizli ajandalı bir kurgunun hayata geçirilmesi amaçlıydı ve Türk eğitim sisteminde bilinçli bir yozlaştırmayı beraberinde getirdi. Yargı kararına rağmen keyfi bir uygulama ile Andımız’ın yasaklanması dahi Milli Eğitim ideallerimize vurulan en ağır darbelerden biri olmuştur. Çocuklarımızın, “Ne mutlu Türküm diyene!” diye haykırmasından rahatsızlık duyanların gerçek niyetinin, kimliksiz bir zihniyete sahip, kula kulluk eden bağımlı bireyler yetiştirmek olduğu net biçimde anlaşılmıştır. Geleceğin aydınlık Türkiye’sini kurmanın da insan hak ve hürriyetlerinin egemen olduğu, hukukun tüm kurum ve kurallarıyla işlediği, adaletin herkesi için tesis edildiği, laik ve demokratik bir ülkede yaşayabilmenin de tek yolu, milli eğitimdeki bu ideallerin hayata geçmesiyle mümkündür. Türk Eğitim Sistemi’nde; Atatürk ilke ve devrimleri esas olmalı, milli ve manevi hassasiyetler korunup kollanmalı, laik ve bilimsel eğitim ilkelerine uyumlu politikalar üretilmelidir. Aynı şekilde; devlet denetiminde olması gereken okullarımızda ve öğrenci yurtlarımızda, dar ve sabit gelirli ailelerin çocuklarını ücretsiz yararlandırmaları esas alınmalıdır.

“Andımız tekrar okutulmalıdır”

Ülkemizin geleceği olan çocuklarımızda, milli bilincin ve ulusal değerlerimize aidiyet duygusunun güçlenmesi için; yargı kararına rağmen yasaklanan ‘Andımız’ tekrar bütün yurt sathında okutulmaya başlanmalıdır. Biliyoruz ki; Türkiye’de İlkokul 4. sınıfların yüzde 40’ı ve 8. sınıfların yüzde 46’sı okula aç gidiyor ve tam 1 milyon 358 bin çocuk açlık sınırında bulunuyor. İYİ Parti olarak çocuklarımıza o nedenle okullarda beslenme projesi geliştirmiştik. Şimdi burada İktidara sesleniyoruz; hadi bakalım seçim döneminde, bizden kopya çekerek verdiğiniz ücretsiz yemek sözünü yerine getirin! Kısacası, öğrencilerimizdeki beslenme sorunlarının üzerine mutlaka ama mutlaka eğilinmeli, sağlıklı ve nitelikli bireyler yetiştirilmesi için eğitimimiz, dünyadaki evrensel kalite standartlarına yükseltilmelidir. Öğretmenlerin açlık sınırında (özellikle özel okullarda) çalıştırılmalarının önüne geçilmeli, ebeveynlerin üzerindeki maddi manevi ekstra bir yük olan servis çilesine son verilmelidir.”

 

 

 

ETİKETLER: ,
YORUMLAR

  1. Sağlıkçı dedi ki:

    Arkadaş andımız okununca enflasyon mu düşecek yada 1 lira 30 euro mu olacak. Ülke bataklığa gidiyor tutturmuşsunuz andımız. Böyle küçük hedeflerle iktidarı değiştiremezsiniz. Andımız kimsenin umurunda değil millet aş istiyor iş istiyor. Ufkunuzu genişletin biraz Allah aşkına millet gına geldi

  2. Ğeyri Dayi dedi ki:

    CHP hızla hdp, iyi parti hızla eski chp’ye doğru kayıyor.Eski Chp’den kastım; katı laik, kemalizm denen uydurma ve arka planı olmayan sahte bir ideolojiyi din olarak millete dayayan, milletin dini ve milli değerlerine karşı gayet düşman… Bir bakıma gerçek Ülkücüler için bu tablo gayet iyi oldu sahnelerin elenmesi açısından. Hala çağdaşlık, modernlik ve devrimler üzerinden millete ayar vermeye kalkıyor bu …… Bunca sıkıntıya ve zorluğa rağmen milletin yine de Akp’yi tercih etme sebebini anlamıyorlar sanırım!

  3. Yilmaz dedi ki:

    Andımız, 1933 yılında Reşit Galip tarafından yazılan ve ilköğretim okullarında her gün okutulan bir metindi. Andımız, 2013 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın çıkardığı bir yönetmelikle kaldırıldı.

    Bu kararın gerekçesi olarak, andımızın bazı vatandaşların ifade özgürlüğünü kısıtladığı ve Türkçe ezan zulmünün yazarlarından biri olan Reşit Galip’in metnini okutmanın yanlış olduğu ileri sürüldü. Andımız, 2018 yılında Danıştay’ın kararıyla yeniden okutulmaya başlandı, ancak 2021 yılında Danıştay’ın başka bir kararıyla tekrar kaldırıldı.

    Erdoğan ‘andımız’ın neden kaldırıldığını asagidaki haberde açıkladı:
    https://www.milliyet.com.tr/siyaset/erdogan-andimizin-neden-kaldirildigini-acikladi-1774517

  4. MTK dedi ki:

    yeni bir dünya kuruluyor. dijital çağa her geçen gün daha hızlı giriyoruz. eğitim ve eğitimcilerin daha büyük sorunları varken hala andımız masalları ile kendini avutan, laikliğin bilim ile özdeştiğini sanacak kadar ne laiklikten ne bilimden bir haber yaşayan, sadece kendini ve seçmen kitlesini avutmaktan öteye geçmeyen bir anlayış ile nasıl bir siyaset güdülüyor?

  5. Ğeyri Dayi dedi ki:

    Bir memlekette bunların konuşuluyor olması ne kadar acı! Üstelik bu yapanlar da toplumu yönetmeye talip sözde siyasiler. Andımızı okumadık ne olmadı ki okuyunca o olacak? Güney Afrika da olacak işlerin memleketim de olması ne kadar acı! Milletimizin ruh kökünün nasıl dejenerasyona uğradığı ve kendine özgü değerlerimizin nasıl yok edildiğinin sebebi anlaşılmıyor mu? Millet adına siyaset yaptığı iddiasıyla meydanda gözükenler milletten ne kadar uzaklar.