<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Bayburt Haber Ajansı - Kültür-Sanat</title>
        <description>Bayburt&#039;tan son dakika haberlerini, doğru ve tarafsız olarak okuyabileceğiniz yerel haber sitedir.</description>
        <link>https://www.bayburtmedya.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 07:55:31 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Trabzon’da 1 ton 680 kiloluk kuymakla uzatma rekoru denemesi</title>
                                    <description>Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Gastronomi Festivaline binlerce kişi katılırken, dev tencerede pişirilen kuymakla uzatma rekoru denemesi renkli görüntüler oluşturdu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Gastronomi Festivaline binlerce kişi katılırken, dev tencerede pişirilen kuymakla uzatma rekoru denemesi renkli görüntüler oluşturdu.</p>

<p>Trabzon’da düzenlenen gastronomi festivalinin ilk gününde, dev tencerede pişirilen kuymakla uzatma rekoru denemesi gerçekleştirildi. Şeflerin vinç yardımıyla 10,5 metre havaya kaldırdığı kuymak, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü.</p>

<p>Festival kapsamında şefler tarafından dev tencerede hazırlanan kuymak, renkli görüntülere sahne oldu. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ve protokol üyeleri de bir süre kuymağı karıştırarak etkinliğe katıldı.</p>

<p>Pişirme işleminin ardından yaklaşık 1 ton 680 kilogram ağırlığındaki kuymak, vinç yardımıyla 10,5 metre havaya kaldırıldı. Şeflerin kuymakla uzatma rekoru denemesi yaptığı anlar, festivale katılan vatandaşlar tarafından ilgiyle izlendi.</p>

<p>Trabzon’un köklü mutfak kültürünü tanıtmak ve gastronomi turizmini geliştirmek amacıyla ilk kez düzenlenen gastronomi festivaliyle kentin yöresel lezzetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor.</p>

<p>Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından geleneksel lezzetlerin tanıtılması, yöresel gastronomi kültürünün yaşatılması, gençlerin mutfak sanatlarına ilgisinin artırılması ve gastronomi alanında toplumsal farkındalık oluşturulması amacıyla düzenlenen Trabzon Gastronomi Festivali’nin açılışı gerçekleştirildi.</p>

<p>Festivalin açılışında konuşan Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Genç, Trabzon’un tarihi, kültürü, sanatı, sporu, ticareti ve turizmiyle birçok değeri bünyesinde barındıran özel bir şehir olduğunu hatırlattı.</p>

<p>Trabzon’un coğrafi işaretli ürünleri ve gastronomi alanındaki hedeflerine de değinen Başkan Genç, "Trabzon’umuzun 16 coğrafi işaretli ürünü var. Bunların 10 tanesi yeme içme alanına ilişkin. Bunları bir festivalle öne çıkarmayı vazife addettik. Aynı zamanda bir hedef cümlemiz var. ’Trabzon mutfağı ömrü uzatır.’ TÜİK tarafından geçen yıl mart ayında yapılan tespitlerde Trabzonluların ortalama ömrünün Türkiye ortalamasından 2,2 yıl daha fazla olduğu görülüyor. Bunda mutfağımızın da katkısı olduğunu düşünüyoruz. Biz bu mutfağı bugün hem ulusal hem de uluslararası arenaya taşıyoruz. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı kapsamında gastronomi şehri adaylığına Trabzon gastronomisi olarak bu yıl başvurumuzu yaptık. Ülkemizde Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar gastronomi şehri olarak tescil edildi. İnşallah Trabzon’umuz da adaylık sürecini başarıyla tamamlayarak uluslararası arenada gastronomi şehri olarak yerini alır" diye konuştu.</p>

<p><strong>Dev kuymak büyük ilgi gördü</strong></p>

<p>Festivalin ilk gününde dev tencerede şefler tarafından pişirilen kuymağı uzatma rekoru da denendi. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ve protokol üyelerinin de bir süre karıştırdığı kuymağı piştikten sonra vinç yardımıyla 10.5 metre havaya kaldırıp uzatma rekoru deneyen şeflerin gösterisi, vatandaşların büyük ilgisini gördü. Yaklaşık 1 ton 680 kg ağırlığındaki kuymak vatandaşlara ikram edildi.</p>

<p>Trabzon mutfağının zenginliğini farklı başlıklarla ortaya koyacak festival kapsamında "Geleceğin Şefleri Yarışıyor", "Kampüsten Sofraya", "Sosyal Medyanın Lezzeti" ve "Lezzetli Uyum" başlıklarıyla gastronomi yarışmaları düzenlenecek. Yarışmalarda birinciye 20 bin TL, ikinciye 10 bin TL, üçüncüye 5 bin TL ödül verilecek. Ayrıca jüri özel ödülü kapsamında 10 bin TL, üç kişiye verilecek mansiyon ödülleri kapsamında ise kişi başı 5 bin TL ödül takdim edilecek.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/trabzonda-1-ton-680-kiloluk-kuymakla-uzatma-rekoru-denemesi.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/foto-galeri/trabzonda-1-ton-680-kiloluk-kuymakla-uzatma-rekoru-denemesi/22376</link>
                <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 11:17:50 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Gümüşhane’de Harşit Savunması için bilimsel çalışma</title>
                                    <description>Gümüşhane Üniversitesi Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi’nin önemli direniş noktalarından Harşit Savunması’nın tarihî önemini ortaya çıkarmak amacıyla 4 binden fazla arşiv belgesini inceleyerek savaş alanlarında saha araştırmaları yürütüyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Gümüşhane Üniversitesi Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi’nin önemli direniş noktalarından Harşit Savunması’nın tarihî önemini ortaya çıkarmak amacıyla 4 binden fazla arşiv belgesini inceleyerek savaş alanlarında saha araştırmaları yürütüyor.</p>

<p>Gümüşhane Üniversitesi bünyesinde oluşturulan Harşit Zaferi Çalışma Grubu tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, tarihî belgelerin tasnif ve çeviri işlemleri gerçekleştirilirken cephe hattı Coğrafi Bilgi Sistemleri aracılığıyla haritalandırıldı. Tirebolu-Kürtün Kabaktepe hattından Artabel Vadisi’ne ve Erzincan yönüne uzanan bölgede Türk ve Rus birliklerine ait savaş siperlerinin tespit edilmesi için arazi araştırmaları da yapıldı.</p>

<p>Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, Harşit Savunması’nın askerî tarih açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirterek bölgedeki direnişin bilimsel yöntemlerle araştırılması ve tarihî mirasın gelecek nesillere aktarılması için çalışmaların sürdüğünü bildirdi.</p>

<p>Araştırmalarda özellikle Artabel Vadisi’ndeki çatışma alanlarına ilişkin tespitler üzerinde durulurken, Harşit Savunması’nın tarihî ve toplumsal hafızadaki yerini güçlendirmek amacıyla hazırlanan Gümüşhane Tarihi adlı eserde konuya ayrı bir bölüm ayrıldı.</p>

<p>Çalışmaların akademik boyutunu genişletmek amacıyla kasım ayının ilk haftasında Harşit Zaferi konulu panel düzenlenmesi, yıl içerisinde ise ulusal sempozyum gerçekleştirilmesi planlanıyor. Araştırmalar kapsamında Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın katılımıyla yapılan değerlendirme toplantısında, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Reyhan Körpe ile araştırmacı arkeolog Dr. Mübarek İpek de yer aldı.</p>

<p>Toplantıda ortak saha araştırmaları ve proje başvuru süreçleri değerlendirilirken, Harşit Savunması’nın tarihî öneminin bilimsel çalışmalarla ortaya konulması hedefleniyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/gumushanede-harsit-savunmasi-icin-bilimsel-calisma.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/foto-galeri/gumushanede-harsit-savunmasi-icin-bilimsel-calisma/22322</link>
                <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 18:40:41 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Korkut Ata, 6. yılında İstanbul’a dönüyor</title>
                                    <description>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 3-7 Kasım 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek 6. Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivali’ne ilişkin paylaşımında, &quot;Kültürel bağlarımızı ortak yapımlarla güçlendirecek, Türk dünyasının hikâyelerini daha geniş kitlelere ulaştıracağız.&quot; ifadelerini kullandı. Türk dünyasından 56 filmin ücretsiz gösterileceği festivalde, üç kategoride 30 yapım ödül için yarışacak, Türkiye-Kırgızistan Proje Sunumu kapsamında seçilecek dört sinema projesine destek sağlanacak.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 3-7 Kasım 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek 6. Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivali’ne ilişkin paylaşımında, "Kültürel bağlarımızı ortak yapımlarla güçlendirecek, Türk dünyasının hikâyelerini daha geniş kitlelere ulaştıracağız." ifadelerini kullandı. Türk dünyasından 56 filmin ücretsiz gösterileceği festivalde, üç kategoride 30 yapım ödül için yarışacak, Türkiye-Kırgızistan Proje Sunumu kapsamında seçilecek dört sinema projesine destek sağlanacak.</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde, Uluslararası Sinema Derneği tarafından düzenlenen 6. Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivali, doğduğu şehir İstanbul’a dönüyor. TÜRKSOY, TRT ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) katkı sunduğu festival, 150’yi aşkın uluslararası konuğu, Türkiye’den 300 sektör profesyonelini ve akademi dünyasını bir araya getirecek.</p>

<p><strong>"Türk Dünyasının Hikâyelerini Daha Geniş Kitlelere Ulaştıracağız"</strong></p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Türk dünyası sinemasında ortak yapımların ve yeni iş birliklerinin önemine dikkati çekti.</p>

<p>Ersoy, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Türk dünyasının sinemadaki büyük buluşmasına İstanbul’umuz yeniden ev sahipliği yapacak! Ortak tarihimizin, kültürümüzün ve hikâyelerimizin sinemanın evrensel diliyle hayat bulduğu 6. Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivalimizi 3-7 Kasım tarihlerinde, başladığı şehir olan İstanbul’da gerçekleştireceğiz. 56 filmlik programımızla 150’yi aşkın uluslararası konuğu, Türkiye’den 300 sektör profesyonelini ve akademi dünyasını buluşturacağız. Üç ayrı kategoride 30 yapım ödül için yarışacak. Türk Dünyası Sinema Zirvesi ile yeni iş birliklerinin önünü açarken Türkiye-Kırgızistan Proje Sunumu kapsamında seçilecek dört sinema projesine destek sağlayacağız. Bu yıl ilk kez düzenlenecek uluslararası sinema sempozyumu ve yapay zekâ paneliyle sinemanın geleceğine de odaklanacağız. Cengiz Aytmatov’un hayatını anlatan ‘Aytmatov’ filmiyle başlayacak festivalimizde tüm film gösterimleri ücretsiz olacak. Kültürel bağlarımızı ortak yapımlarla güçlendirecek, Türk dünyasının hikâyelerini daha geniş kitlelere ulaştıracağız."</p>

<p>İstanbul’da 2021 yılında başlayan yolculuğunu Bursa, Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan’a taşıyan festival, altıncı yılında yeniden İstanbul’da sinemaseverlerle buluşacak.</p>

<p><strong>Türk Dünyası Sinemasının Geleceği İstanbul’da Konuşulacak</strong></p>

<p>Türk Dünyası Sinema Zirvesi, 4 Kasım’da The Marmara Büyük Balo Salonu’nda gerçekleştirilecek.</p>

<p>Türk dünyasının sinema temsilcilerini buluşturacak zirvede, ortak yapım olanakları ve ülkeler arasındaki sektörel iş birliklerinin geliştirilmesi ele alınacak.</p>

<p><strong>Beş Gün, 56 Film, Ortak Bir Sinema Yolculuğu</strong></p>

<p>Festival kapsamında Türk dünyasının farklı coğrafyalarından toplam 56 film izleyiciyle buluşacak. Uzun Metraj Kurmaca, Belgesel ve Kısa Film yarışmalarında onar yapım olmak üzere toplam 30 film ödül için yarışacak.</p>

<p>Yapımları, Türk dünyasının farklı ülkelerinden yönetmenler, oyuncular ve sinema profesyonellerinden oluşan jüriler değerlendirecek.</p>

<p>Yarışmaların yanı sıra Güncel İnsan Manzaraları, Tarihî Panorama, Türkuaz Belgesel Kuşağı ve animasyon gösterimleri de programda yer alacak. Tarihî olaylardan bireysel hikâyelere ve toplumsal hafızaya uzanan seçki, Türk dünyası sinemasının farklı örneklerini izleyiciye sunacak.</p>

<p><strong>"Aytmatov", Korkut Ata’nın Açılış Filmi Olacak</strong></p>

<p>Festivalin açılış töreni, 3 Kasım akşamı saat 20.00’de Atlas Sineması’nda gerçekleştirilecek. Kırgızistan yapımı "Aytmatov", festivalin açılış filmi olarak Türkiye’de ilk kez izleyiciyle buluşacak.</p>

<p>Kanıbek Kalmatov’un yönettiği, genel yapımcılığını Timurlan Taşiyev’in üstlendiği biyografik film, dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un yaşamını konu alıyor. Babası Törekul Aytmatov’un Stalin dönemindeki trajik ölümünden İkinci Dünya Savaşı yıllarına, zorlu çocukluk ve gençlik döneminden edebiyat dünyasındaki yükselişine uzanan yapım, yazarın hayatındaki dönüm noktalarını beyazperdeye taşıyor.</p>

<p><strong>Yeni Filmlere İlk Adım: Dört Projeye Destek</strong></p>

<p>Festival, bu yıl ilk kez gerçekleştirilecek Türkiye-Kırgızistan Proje Sunumu (Pitching) Etkinliği ile yeni sinema projelerine de destek sağlayacak.</p>

<p>5 Kasım’da The Marmara Meeting Center’da düzenlenecek etkinlikte, iki ülkeden sinemacılar projelerini Türkiye ve Kırgızistan’dan jüri üyelerine sunacak. Etkinlik kapsamında seçilecek dört sinema projesine destek verilecek.</p>

<p><strong>Kadim Anlatılar Yapay Zekâ ile Buluşuyor</strong></p>

<p>Festival kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenecek "Sinemada Yapay Zekâ ve Kadim Anlatının Dijital Dönüşümü" paneli, 7 Kasım saat 10.30’da Atlas Sineması’nda gerçekleştirilecek.</p>

<p>Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Prof. Dr. Serdar Öztürk, Doç. Dr. Şebnem Özdemir, Ozan Sihay ve Ay Yapım’ın yapay zekâ ekibinden temsilcilerin katılacağı panelde, sinemanın yeni teknolojilerle değişen anlatım olanakları ve kadim hikâyelerin dijital dünyadaki geleceği ele alınacak.</p>

<p><strong>Türk Dünyası Sineması Akademik Çalışmalarla Ele Alınacak</strong></p>

<p>Uluslararası Türk Dünyası Korkut Ata Sinema Sempozyumu, 5 Kasım saat 10.30’da İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde gerçekleştirilecek.</p>

<p>Türk dünyası sinemasının akademik çalışmalar ışığında ele alınacağı sempozyum, sinemacılar ile akademisyenleri buluşturacak.</p>

<p><strong>Ödül Heyecanının Adresi AKM</strong></p>

<p>Festivalin kapanış ve ödül töreni, 7 Kasım akşamı saat 20.00’de Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.</p>

<p>Uzun Metraj Kurmaca Film Yarışması’nda En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleri sahiplerini bulacak. Belgesel ve kısa film yarışmalarında ise birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödülleri verilecek.</p>

<p><strong>Beş Salonda Ücretsiz Film Gösterimleri</strong></p>

<p>6’ncı Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivali kapsamında tüm film gösterimleri ücretsiz olacak.</p>

<p>Festival filmleri; Atlas Sineması, AKM Yeşilçam Sineması, Emek Sineması, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema Salonu ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Sadabat Salonu’nda gösterilecek.</p>

<p>Sinemaseverler, film ve seans programına korkutatafilmfestivali.com adresinden ve festivalin sosyal medya hesaplarından ulaşabilecek.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/korkut-ata-6-yilinda-istanbula-donuyor.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/foto-galeri/korkut-ata-6-yilinda-istanbula-donuyor/22295</link>
                <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 11:20:01 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Erzurumlu çobanın hayatından kesitlerle Altın Koza’ya uzanan bir belgesel</title>
                                    <description>Erzurum’da dronla sürüsünü yöneten bir çobanın yaşamını konu alan yaklaşık 4 bin TL’lik bütçeyle hazırlanan ‘Tekno Çoban’ belgeseli, ulusal ve uluslararası festivallerde ödüller kazandı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum’da dronla sürüsünü yöneten bir çobanın yaşamını konu alan yaklaşık 4 bin TL’lik bütçeyle hazırlanan ‘Tekno Çoban’ belgeseli, ulusal ve uluslararası festivallerde ödüller kazandı.</p>

<p>Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Enes Öztürk’ün yönetmenliğini üstlendiği belgesel, Oltu ilçesi Toprakkale köyünde yaşayan İsmail Akkaş’ın sıra dışı yaşamını konu alıyor. Geleneksel çobanlık ile teknolojiyi buluşturan yapımda, Akkaş’ın dron kullanarak sürüsünü yönlendirmesi ve bu sayede işlerini daha hızlı, pratik şekilde yürütmesi ele alınıyor. Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Oltu Belediyesi tarafından desteklenen bağımsız öğrenci projesi, 14 dakika 32 saniyelik süresiyle ulusal ve uluslararası film festivallerinde yarışmaya devam ediyor.</p>

<p><strong>Üç günde 6 saatlik görüntü çekildi</strong></p>

<p>Belgeselin hazırlık süreci yaklaşık 2 ay sürerken, çekimler 3 günde tamamlandı. Dört kişilik ekiple sahada toplam 6 saatlik görüntü elde edildi. Kurgu aşamasında bu görüntüler arasından seçilen kayıtlarla belgesel hazırlandı. Yaklaşık 4 bin TL bütçeyle tamamlanan projede ekip, çekimlerin yanı sıra yazışma, çeviri, kurgu ve post-prodüksiyon çalışmalarını da üstlendi.</p>

<p>Yönetmen, senarist ve görüntü yönetmenliğini Enes Öztürk’ün yaptığı yapımda yardımcı yönetmenler İremnur İşçi ve Sibel Ergani, uygulayıcı yapımcı Canip Koç, ışık ve ses sorumlusu Berkay Hiçyılmaz, kamera asistanı Yunus Emre Toksöz ve kamera arkası sorumlusu Busenur Akyol görev aldı. Altyazı ve çeviri çalışmalarını Kaan Erarslan, Büşra Yıldız, İremnur İşçi ve Sibel Ergani yürüttü. İsmail Akkaş’ın yanı sıra Ceylan Akkaş, Şahin Gültekin Akkaş, Fatma Yıldız, Şefika Uğur, Mehmet Solmun, Ahmet Emir Akkaş ve Aybüke Peker Akkaş da projeye katkı sundu.</p>

<p><strong>Festivallerden ödüllerle döndü</strong></p>

<p>‘Tekno Çoban’, 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali Öğrenci Belgesel Film Kategorisi’nde birincilik, TRT Geleceğin İletişimcileri Yarışması Belgesel Kategorisi’nde ikincilik ödülünü kazandı. 10. Güzel Ordu Uluslararası Kısa Film Festivali’nde de En İyi Belgesel Film Ödülü’ne layık görüldü.</p>

<p>Nijerya’nın Abuja kentinde düzenlenen bir film festivalinde finalist olan yapım, İspanya başta olmak üzere Avrupa’daki çeşitli festivallere de gönderildi. Diyarbakır Dicle Film Festivali, Amasya Film Festivali ve Türkiye’deki diğer festivallerin değerlendirme süreçleri devam ederken, belgeselin yapım ekibi gelecek projelerinde sponsorluk ve yapımcı desteği almayı hedefliyor.</p>

<p><strong>"Kâğıt üzerinde yaklaşık 2 aylık bir çalışma sürecimiz oldu"</strong></p>

<p>Arkadaşıyla farklı bir çobanın hikâyesini anlatmak amacıyla yola çıktıklarını ifade eden Enes Öztürk, "Bir çoban çekelim ama bu çoban farklı bir iş yapsın, işini farklı bir şekilde halletsin dedik. İsmail abiyi bulduk ve kendisiyle tanışmak istedik. Böylece bir belgesel ortaya çıkardık. İsmail abi, diğer çobanlardan farklı olarak dron kullanarak hayvanlarını güdüyor. Bu sayede hem hayatını kolaylaştırıyor hem fiziksel yorgunluğunu azaltıyor hem de hayvanlarını daha hızlı ve pratik bir şekilde yönlendiriyor. Biz de onun hikâyesini ele almak ve perdeye taşımak istedik. İsmail abiyle tanışmak için yanına gittik ve böyle bir niyetimizin olduğundan bahsettik. Kâğıt üzerinde yaklaşık 2 aylık bir çalışma sürecimiz oldu. Bu süreçte çekim senaryosu ve benzeri hazırlıkları yaptık. Ardından İsmail abiyle belirlediğimiz günlerde, onun da müsaitlik durumuna göre çekim takvimini planladık ve yaklaşık 3 günde belgeselin çekimlerini tamamladık" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"4 bin TL gibi bir bütçeyle bu ürünü ortaya çıkardık"</strong></p>

<p>Çekim sürecinde sınırlı imkânlarla çalıştıklarını belirten Öztürk, "Ancak bu görüntülerden 14 dakika 32 saniyelik bir belgesel kurgusu ortaya çıkardık. Belgeselimiz 14 dakika sürdü diyebilirim. Böyle bir çalışma yaptık. Sahada 4 kişilik bir ekiple görev aldık. Arkadaşlarımızın bir kısmı gerekli yazışmalarla, bir kısmı da post-prodüksiyon aşamasındaki çeviri ve benzeri işlerle ilgilendi. Belgesel bir öğrenci projesi olarak değerlendirildiği için yaklaşık 4 bin TL gibi bir bütçeyle bu ürünü ortaya çıkardık. Tabii sahada zorlandık mı? Elbette zorlandık. Çünkü minimum imkânlarla maksimum ürünü ortaya çıkarmayı hedefliyorduk. Şükürler olsun, bunu da başardığımızı umuyorum" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Festival sürecimiz hâlâ devam ediyor"</strong></p>

<p>Yurt içi ve yurt dışındaki festivallerden sonuç beklediklerini aktaran Öztürk, "Adana Altın Koza Öğrenci Belgesel Film Kategorisi’nde birincilik ödülü aldık. TRT Geleceğin İletişimcileri Yarışması’nda Belgesel Kategorisi’nde ikincilik ödülüne layık görüldük. Şu anda da Ordu Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Belgesel Film Ödülü’nü aldık. Festival sürecimiz hâlâ devam ediyor. Diğer festivallerde de finalistlik durumumuz var. Umarız bundan sonraki projelerimizde sponsorluk ve yapımcı desteği bulabiliriz. Yurt dışında da Nijerya’nın Abuja kentine düzenlenen bir film festivalinde finalist olduk. Avrupa’da İspanya başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerindeki festivallere de filmimizi gönderdik ve sonuçlarını bekliyoruz. Diyarbakır Dicle Film Festivali, Amasya Film Festivali ve Türkiye içerisindeki birçok film festivalinden de sonuç bekliyoruz. Bakalım, Erzurum’da ve Doğu topraklarımızda da sinemanın gelişmesi ümidiyle" şeklinde konuştu.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/erzurumlu-cobanin-hayatindan-kesitlerle-altin-kozaya-uzanan-bir-belgesel.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/foto-galeri/erzurumlu-cobanin-hayatindan-kesitlerle-altin-kozaya-uzanan-bir-belgesel/22247</link>
                <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 13:50:53 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Rus yazar Petrov’un &quot;İdealist Öğretmen&quot; kitabının Osmanlıca baskısı Erzurum’da bir sahafta çıktı</title>
                                    <description>Ünlü Rus yazar Grigoriy Petrov’un &quot;İdealist Öğretmen&quot; adıyla da bilinen &quot;Mefkûreci Muallim&quot; adlı eserinin 1928 yılında Osmanlıca basılan nüshası, Erzurum’da bir sahafta ortaya çıktı. Vatandaşlardan alınan kitaplar arasında çıkan eser, incelemenin ardından nadirliği nedeniyle ayrılarak sahafın koleksiyonunda muhafaza altına alındı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü Rus yazar Grigoriy Petrov’un "İdealist Öğretmen" adıyla da bilinen "Mefkûreci Muallim" adlı eserinin 1928 yılında Osmanlıca basılan nüshası, Erzurum’da bir sahafta ortaya çıktı. Vatandaşlardan alınan kitaplar arasında çıkan eser, incelemenin ardından nadirliği nedeniyle ayrılarak sahafın koleksiyonunda muhafaza altına alındı.</p>

<p>Petrov’un eğitim ve toplum konularını ele aldığı eserlerinden biri olan "Mefkûreci Muallim", Moskova Üniversitesi’nde başarılı bir matematik profesörü olan Raçinski’nin kariyerini bırakarak köyüne dönmesi ve kendisini öğretmenliğe adaması üzerinden eğitimin toplum üzerindeki dönüştürücü gücünü anlatıyor. Eser, Türkiye’de "İdealist Öğretmen" adıyla da biliniyor.</p>

<p>Özellikle "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" adlı eseriyle tanınan Petrov’un bu eserinin ardından "Mefkûreci Muallim" de 1928 yılında Ali Haydar Taner tarafından Türkçeye çevrilerek yayımlandı. Eserin 1928 tarihli Osmanlıca baskısı İstanbul’daki Marifet Matbaası tarafından basıldı ve 80 sayfalık bu baskı günümüzde nadir bulunan kitaplar arasında yer alıyor.</p>

<p>Dönemin Milli Eğitim Bakanlığı olan Maarif Vekâleti, Petrov’un 1928’de yayımlanan "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" ve "Mefkûreci Muallim" adlı eserlerini tüm memur ve öğretmenlere tavsiye etmiş olması da kitabın arka kapağında yer alan bilgiler arasında.</p>

<p><strong>"Çok nadir bulunan bir eser diyebilirim"</strong></p>

<p>31 yıldır sahaflık yapan Nizamaettin Korucu (64), ünlü Rus yazar Grigoriy Petrov’un eserleri ve elindeki 1928 tarihli kitapla ilgili, "Grigoriy Petrov en çok ’Beyaz Zambaklar Ülkesinde’ eseriyle meşhur. Bu eseri Finlandiya’nın kalkınmasında çok önemli bir rol oynamış. Gazi Mustafa Kemal Atatürk de Türkiye’de okullarda okutulmasını tavsiye etmiş. ’Beyaz Zambaklar Ülkesinde’nden sonra yazdığı eserlerden birisi de ’Mefkûreci Muallim’, yani ’İdealist Öğretmen.’ Bu eser de yine Maarif Vekaletince, Milli Eğitim Bakanlığınca okullara tavsiye edilmiş. İlk baskısı 1928’de yapılmış, yani Harf İnkılabı’ndan önce Osmanlıca olarak basılmış. Şu anda çok nadir, bildiğim kadarıyla. Eserin basıldığı tarihte 20 kuruşmuş ama bugünkü paraya tekabül eden değeri yaklaşık 1000 lira. Çok nadir bulunan bir eser diyebilirim. Öğretmenlere de tavsiye edilmiş. Evet, şimdi biz kitap alıyoruz tabii vatandaşlardan. Taşınanlar oluyor, nakil yapanlar oluyor veya vefat edenler oluyor. O kitapların arasında, gelen kitapların arasından çıktı bu kitap. Sonra dikkatimizi çekti, inceleyince ayırdık, bu şekilde elimizde saklıyoruz. Bu sene aldık, öyle hatırlıyorum. Elimizde duruyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/rus-yazar-petrovun-idealist-ogretmen-kitabinin-osmanlica-baskisi-erzurumda-bir-sahafta-cikti.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/foto-galeri/rus-yazar-petrovun-idealist-ogretmen-kitabinin-osmanlica-baskisi-erzurumda-bir-sahafta-cikti/22209</link>
                <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 11:38:47 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Mevlana’nın hırkası ve Şems-i Tebrizi’nin serpuşu Erzurum’da sergileniyor</title>
                                    <description>Erzurum Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda açılan &quot;Selçuklu Medeniyeti ve Tasavvuf Mirası Sergisi&quot;, Türkiye’nin 19 farklı müzesinden getirilen 79 eseri bir araya getirdi. Selçuklu medeniyetinin sanat anlayışını ve Türk-İslam tasavvuf kültürünü yansıtan sergide, Hz. Mevlana’nın hırkası ve Şems-i Tebrizi’nin serpuşu da yer aldı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda açılan "Selçuklu Medeniyeti ve Tasavvuf Mirası Sergisi", Türkiye’nin 19 farklı müzesinden getirilen 79 eseri bir araya getirdi. Selçuklu medeniyetinin sanat anlayışını ve Türk-İslam tasavvuf kültürünü yansıtan sergide, Hz. Mevlana’nın hırkası ve Şems-i Tebrizi’nin serpuşu da yer aldı.</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bünyesinde düzenlenen serginin açılışı, gerçekleştirildi. Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer’in ev sahipliğinde açılan sergide, Selçuklu dönemine ait eserlerin yanı sıra tasavvuf tarihine ışık tutan objeler de ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Sergini açılışına Erzurum Valisi Aydın Baruş, Erzurum İl Emniyet Müdürü Mahmut Ay, Erzurum İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Cengiz Yıldız, Erzurum Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, Erzurum Kalkınma Vakfı (ER-VAK) Başkanı Erdal Güzel, davetliler ve vatandaşlar katıldı.</p>

<p><strong>"Selçukluların sahip olduğu sanat zevkini görebiliyoruz"</strong></p>

<p>Erzurum Valisi Aydın Baruş sergi hakkında, "Buraya getirilen sergi bu medeniyet mirasının ve tasavvuf mirasımızın önemli eserlerini içermektedir. 2025 yılında Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde ilki açılan bu serginin Ankara dışında ilk defa ilimize gelmesi bizlere büyük bir gurur ve onur vermektedir. Bu sergi, sadece Ankara dışında ilimize açılması bakımından değil, aynı zamanda Erzurum’un önemli bir Selçuklu şehri olması ve şehrimizde Selçuklulara ait önemli eserler bulunması ki başında Çifte Minareli Medrese, Üç Kümbetler, bu eserlerde Selçuklunun Anadolu’ya getirdiği medeniyet mirasının izlerini bariz bir şekilde görebiliyoruz. Selçuklular hakikaten hem ticaret bakımından Anadolu’nun gelişmesi hem de burada kurdukları medeniyete manevi ruh verilmesi açısından, maneviyat kazandırılması açısından çok önemli roller oynamışlar. Burada gördüğünüz sergilenen eserlerde Selçukluların sahip olduğu sanat zevkini ve inceliği çok bariz bir şekilde görebiliyorsunuz. Kullanılan kaplarda, eşyalarda bu ince işçiliğin izlerini müşahede edebiliyoruz. Yine Mevlana Müzesi koleksiyonundan getirilen parçalarda da Mevlana Celaleddin Rumi Hazretlerinin tasavvufi bakımından Anadolu’da oynamış olduğu önemli rolü ifade eden parçalar var burada, eserler var. Onlar da bizlere ayrıca bir huzur vermektedir" ifadelerini kullandı.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/mevlananin-hirkasi-ve-sems-i-tebrizinin-serpusu-erzurumda-sergileniyor.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/foto-galeri/mevlananin-hirkasi-ve-sems-i-tebrizinin-serpusu-erzurumda-sergileniyor/22120</link>
                <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 13:21:14 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Trabzon’da tarihi surlara 124 milyon liralık dokunuş</title>
                                    <description>Trabzon’un Ortahisar ilçesi Pazarkapı Mahallesi’ndeki tarihi kale surlarının restorasyonu, çevre düzenlemesi ve aydınlatılması için 124 milyon 360 bin TL’lik proje hazırlandı. Proje kapsamında yürüyüş yolları, seyir terası, cam balkonlar ve oturma alanları oluşturulacak. Tarihi sur ve burçlar onarılırken mimari aydınlatma ve peyzaj çalışmalarıyla bölgenin tarihi dokusu ön plana çıkarılacak.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesi Pazarkapı Mahallesi’ndeki tarihi kale surlarının restorasyonu, çevre düzenlemesi ve aydınlatılması için 124 milyon 360 bin TL’lik proje hazırlandı. Proje kapsamında yürüyüş yolları, seyir terası, cam balkonlar ve oturma alanları oluşturulacak. Tarihi sur ve burçlar onarılırken mimari aydınlatma ve peyzaj çalışmalarıyla bölgenin tarihi dokusu ön plana çıkarılacak.</p>

<p>Trabzon Büyükşehir Belediyesi, kentin tarihi ve kültürel mirasını koruyarak gelecek nesillere aktarmak ve tarihi alanları ziyaretçiler için daha işlevsel hale getirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Pazarkapı Mahallesi Kale Surları Restorasyonu, Çevre Düzenleme ve Aydınlatma İşi’nin sözleşmesi imzalanarak yer teslimi gerçekleştirildi. İhale bedeli 124 milyon 360 bin TL olan proje kapsamında tarihi surların çevresinde peyzaj ve çevre düzenlemesi, zemin iyileştirme ve kaplama imalatları, aydınlatma çalışmaları, seyir terası yapımı, yaya yollarının düzenlenmesi ile sur ve burçların bozulmuş bölümlerinde bakım ve onarım çalışmaları yapılacak.</p>

<p>Projenin 2. etap çalışmaları kapsamında, 1. Etap Sur Duvarı Restorasyonu sırasında batı cephesinde duvarla bağlantısı kesilen zemin dolgu alanı kontrollü şekilde kazılarak düzenlenecek. Alanda yürüyüş güzergahları ve oturma birimleri oluşturulacak, cam balkonlar yapılarak ziyaretçilerin tarihi çevreyi farklı açılardan deneyimleyebileceği alanlar hazırlanacak. Çevre ve peyzaj düzenlemeleriyle birlikte gerekli altyapı çalışmaları da tamamlanarak bölgenin bütüncül bir yaklaşımla yenilenmesi sağlanacak.</p>

<p><strong>Sur ve burçlarda restorasyon</strong></p>

<p>Tarihi surların korunmasına yönelik çalışmalar kapsamında, yapısal onarım ve sağlamlaştırma çalışmaları gerçekleştirilecek. Kısmi sökümle ayrışan ve taşıyıcılığını yitirmiş bölümler, özgün malzeme ve geleneksel duvar örgü tekniklerine uygun şekilde yeniden örülerek tamamlanacak. Proje kapsamında yaya güzergahları, güvenli ve konforlu kullanımı destekleyecek dengeli bir aydınlatma sistemiyle donatılacak. Tarihi sur cepheleri mimari aydınlatmayla vurgulanırken ziyaretçilerin alanı daha iyi tanımasına katkı sunmak amacıyla bilgilendirme panoları ve kiosklar da yerleştirilecek. Proje kapsamında, seyir terası, yürüyüş alanları ve oturma birimleri yapılacak.</p>

<p>Konuyla ilgili açıklama yapan Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, kentin tarihi ve kültürel değerlerini koruyarak yaşatmanın öncelikleri arasında yer aldığını belirterek "Trabzon, köklü tarihi ve kültürel mirasıyla önemli bir şehir. Bu mirası korumak, gelecek nesillere en doğru şekilde aktarmak ve hemşehrilerimizin yanı sıra kentimizi ziyaret eden misafirlerimizin de bu değerleri daha yakından tanımasını sağlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Pazarkapı Mahallemizdeki tarihi kale surlarımızda hayata geçireceğimiz bu projeyle yapının korunmasına yönelik restorasyon çalışmalarını çevre düzenlemesi, peyzaj ve aydınlatma uygulamalarıyla bir arada ele alıyoruz. Yaya yolları, seyir terası ve dinlenme alanlarıyla tarihi çevreyi daha düzenli ve erişilebilir hale getirirken surlarımızın özgün dokusunu da koruyacağız. Amacımız, Trabzon’un tarihine sahip çıkarken kentimizin kültürel zenginliğini daha görünür kılmak ve bu değerleri geleceğe taşımaktır" dedi.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/trabzonda-tarihi-surlara-124-milyon-liralik-dokunus.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/trabzonda-tarihi-surlara-124-milyon-liralik-dokunus/22110</link>
                <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 17:18:53 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Ağrı’da Nuh’un Gemisi araştırmasında radar çalışmalarının yüzde 20’si tamamlandı</title>
                                    <description>Ağrı’da Nuh’un Gemisi’ne yönelik Durupınar Formasyonu’nda yürütülen araştırmalarda koridor benzeri yapılar, oda benzeri boşluklar ve üç katlı jeolojik oluşuma ilişkin bulgular elde edildi. Yanmış ahşap kalıntılarının yaşının belirlenmesi için karbon-14 analizleri sürüyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Ağrı’da Nuh’un Gemisi’ne yönelik Durupınar Formasyonu’nda yürütülen araştırmalarda koridor benzeri yapılar, oda benzeri boşluklar ve üç katlı jeolojik oluşuma ilişkin bulgular elde edildi. Yanmış ahşap kalıntılarının yaşının belirlenmesi için karbon-14 analizleri sürüyor.</p>

<p>Recep Tayyip Erdoğan Kültür ve Kongre Merkezi Selçuklu Konferans Salonu’nda düzenlenen 8. Uluslararası Ağrı Dağı ve Nuh’un Gemisi Sempozyumu’nda Durupınar Formasyonu’nda yürütülen araştırmaların son durumu ele alındı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Durupınar Formasyonu Araştırma Projesi Başkanı Prof. Dr. Cenker Atilla, radar çalışmalarının yüzde 20’sinin tamamlandığını belirterek, elde edilen bulgulara ilişkin bilgi verdi. Arazi çalışmalarının ardından arkeometrik incelemelere ağırlık verdiklerini kaydeden Atilla, radar verilerinin yanı sıra toprak ve taş numunelerinin de incelendiğini söyledi. Önceki araştırmalarda belirlenen koridor benzeri yapılar ile bunların çevresindeki oda benzeri boşlukların kendi çalışmalarında da tespit edildiğini aktaran Atilla, üç katlı jeolojik oluşumun da araştırmada dikkat çeken bulgular arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<p><strong>"Bilim insanı olarak temkinli konuşmalıyız"</strong></p>

<p>Üç katlı oluşumun kutsal kitaplarda Nuh’un Gemisi’nin üç katlı olarak anlatılmasıyla ilişkilendirilebileceğini belirten Atilla, mevcut verilerin kesin bir sonuca ulaşmak için yeterli olmadığını vurguladı. Tespit edilen yapıların jeolojik oluşumlar olabileceğinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini kaydeden Atilla, radar çalışmalarının tamamlanmasıyla formasyonun yer altındaki yapısı ve yüzeyle bağlantılarının daha ayrıntılı değerlendirilebileceğini dile getirdi. Araştırma kapsamında az miktarda yanmış ahşap kalıntısı bulduklarını açıklayan Atilla, örneklerin ağaç türünün ve yaşının belirlenmesi amacıyla incelemeye gönderildiğini bildirdi. Türkiye ve Fransa’daki laboratuvarlarda sürdürülen karbon-14 analizlerinin sonuçlarının beklendiğini belirten Atilla, Fransa’daki laboratuvardan yaklaşık 15 gün, Türkiye’deki analizlerden ise yaklaşık 3 ay içinde sonuç alınmasının öngörüldüğünü söyledi. Toprak numunelerinin de araştırmanın önemli bir bölümünü oluşturduğunu ifade eden Atilla, yaklaşık 18 metre derinliğe kadar alınan örneklerin incelendiğini kaydetti. Daha önceki analizlerde formasyonun içindeki organik madde miktarının çevresindeki alanlardan farklılık gösterdiğine ilişkin sonuçlar bulunduğunu aktaran Atilla, yeni analizlerle daha kapsamlı veriler elde etmeyi amaçladıklarını belirtti.</p>

<p><strong>Ziyaretçi merkezi için üç boyutlu model hazırlandı</strong></p>

<p>Araştırmaların yanı sıra Durupınar Formasyonu’nun ziyaretçilere daha iyi tanıtılması için de çalışmalar yürüttüklerini anlatan Atilla, 1987 yılında yapılan ziyaretçi merkezi için formasyonun mevcut şeklini yansıtan ışıklandırmalı üç boyutlu bir model hazırladıklarını söyledi. Bölgedeki ziyaretçi ilgisini artırmak amacıyla yaklaşık 2 metre boyunda ahşap Nuh’un Gemisi maketi yaptırmayı da planladıklarını belirten Atilla, bilimsel verilerin ziyaretçilere anlaşılır biçimde aktarılmasının önemine değindi.</p>

<p>Sempozyumun açılışında konuşan Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin ise Ağrı Dağı ve Nuh’un Gemisi konularının tarih, kültürel miras ve bilimsel araştırmalar açısından önem taşıdığını ifade etti. Farklı disiplinlerden araştırmacıları bir araya getiren sempozyumda beş oturumda toplam 100 bildiri sunulacağını belirten Gülçin, etkinliğin uluslararası akademik iş birliklerini güçlendirmesini ve bölgeye yönelik araştırmalara yeni perspektifler kazandırmasını hedeflediklerini kaydetti.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/agrida-nuhun-gemisi-arastirmasinda-radar-calismalarinin-yuzde-20si-tamamlandi.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/agrida-nuhun-gemisi-arastirmasinda-radar-calismalarinin-yuzde-20si-tamamlandi/22109</link>
                <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 17:17:09 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayburt’un sesi Mustafa Ahıskalıoğlu, vefatının 17. yılında anılıyor</title>
                                    <description>Bayburt’un unutulmaz halk ozanı ve bestecisi Mustafa Ahıskalıoğlu, vefatının 17. yılında anılıyor. &quot;Kara Basma İz Olur&quot; ve &quot;Tiliko&quot; gibi unutulmaz eserleriyle Türk halk müziğine 25 tescilli beste kazandıran usta sanatçı, türküleriyle yaşamaya devam ediyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%">Bayburt kültürünün ve Türk halk müziğinin unutulmaz çınarı, besteci ve halk ozanı Mustafa Ahıskalıoğlu, aramızdan ayrılışının 17. yılında rahmet ve özlemle anılıyor. Geride bıraktığı güçlü eserler ve kültürel mirasla Bayburt'un adını Türkiye geneline duyuran sanatçı, aradan geçen yıllara rağmen türküleriyle yaşamaya devam ediyor.</p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%">Ahşabın sesinden sazın tınısına bir ömür</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%">1940 yılında Bayburt’ta dünyaya gelen Ahıskalıoğlu’nun hayatı, çalışma azmi ve sanata olan tutkusuyla şekillendi. Henüz 14 yaşındayken kendi marangoz atölyesini açarak ticaret hayatına adım atan sanatçı, ahşabın tınısından bağlamanın sesine uzanan bu yolda müziği vazgeçilmez bir tutku haline getirdi.</p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%">Ömrünü Bayburt folklorüne ve halk kültürünün yaşatılmasına adayan usta ozan, yaşam felsefesini her zaman "Türkülerinize sahip çıkın" sözleriyle özetlemişti.</p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%">TRT repertuarında yer alan 25 efsane beste</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%">Yalnızca kendi yöresinin değil, tüm ülkenin hafızasında yer edinen Mustafa Ahıskalıoğlu; TRT ve MESAM repertuarında kayıtlı tam 25 bestesiyle Türk halk müziğine kalıcı eserler kazandırdı. Sanatçının hafızalara kazınan bazı unutulmaz eserleri şunlar:</p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%">Kara Basma İz Olur</p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%">Tiliko</p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%">Al Yeşil Giyinmiş Sunalar</p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%">Küp Dibinde Pastırma (Mavilim)</p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%">Başkasının bestelerine de sahip çıkarak kültürel mirasa daima koruyucu bir yaklaşım sergileyen Ahıskalıoğlu’nun türküleri; bugün hala Bayburt’un sokaklarında, düğünlerinde, radyolarında ve muhabbet meclislerinde yankılanmayı sürdürüyor.</p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%">13 Ekim 2009’dan bugüne gönüllerde</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%">13 Ekim 2009 tarihinde hayatını kaybeden Bayburt’un bu büyük değeri, vefatının 16. yıl dönümünde bir kez daha saygı, rahmet ve derin bir özlemle yad ediliyor.</p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/bayburtun-sesi-mustafa-ahiskalioglu-vefatinin-17-yilinda-aniliyor_6acf409bbb802.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat,Bayburt</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/bayburtun-sesi-mustafa-ahiskalioglu-vefatinin-17-yilinda-aniliyor/22081</link>
                <pubDate>Wed, 14 Oct 2026 11:40:18 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>EBYÜ’de &quot;Terörsüz Türkiye Sürecinde Tarih-Siyaset-Ekonomi&quot; paneli düzenlendi</title>
                                    <description>Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinde (EBYÜ), &quot;Terörsüz Türkiye Sürecinde Tarih-Siyaset-Ekonomi&quot; başlıklı panel gerçekleştirildi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinde (EBYÜ), "Terörsüz Türkiye Sürecinde Tarih-Siyaset-Ekonomi" başlıklı panel gerçekleştirildi.</p>

<p>Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele, EBYÜ Rektörü Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız, Erzincan Vali Yardımcısı Fırat Kadiroğlu, rektör yardımcıları, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.</p>

<p>Panelin moderatörlüğünü İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Karabulut üstlenirken, Prof. Dr. Abdulkadir Gül ve terör uzmanı Dr. İmbat Muğlu konuşmacı olarak yer aldı.</p>

<p>Rektör Kuyrukluyıldız, açılış konuşmasında "Terörsüz Türkiye" hedefinin ülkenin huzur ve güvenliği ile milli birlik ve kardeşliğin güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Üniversitelerin ülke meselelerinin akademik zeminde değerlendirilmesine katkı sunması gerektiğini ifade eden Kuyrukluyıldız, gençlerin bilgi ve birikimlerini toplumun ortak yararı için kullanmasının önemine dikkati çekti.</p>

<p>Panelde Prof. Dr. Kerem Karabulut sürecin tarih, siyaset ve ekonomi boyutlarını, Dr. İmbat Muğlu terörle mücadelenin güvenlik, kalkınma ve toplumsal bütünlük açısından önemini, Prof. Dr. Abdulkadir Gül ise konunun tarihsel boyutunu değerlendirdi.</p>

<p>Panel, Rektör Kuyrukluyıldız’ın konuşmacılara plaket takdim etmesi ve hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/ebyude-terorsuz-turkiye-surecinde-tarih-siyaset-ekonomi-paneli-duzenlendi.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/ebyude-terorsuz-turkiye-surecinde-tarih-siyaset-ekonomi-paneli-duzenlendi/22000</link>
                <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 11:28:34 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Evden bozma cami, kentsel dönüşümün ortasında zamana direniyor</title>
                                    <description>Erzurum’da Ulu Camii’nin arka sokaklarında bulunan Ketencizade Camii, evden camiye dönüştürülen yapısıyla dikkat çekiyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum’da Ulu Camii’nin arka sokaklarında bulunan Ketencizade Camii, evden camiye dönüştürülen yapısıyla dikkat çekiyor.</p>

<p>Rabia Ana Mahallesi’nde Ulu Camii’nin hemen arka sokağında yer alan Ketencizade Camii, geleneksel Erzurum evlerini andıran mimarisiyle diğer camilerden ayrılıyor. Geçmişte daha çok Ketenci Mescidi olarak anılan yapı, kentsel dönüşüm çalışmalarının sürdüğü bölgede varlığını koruyan yapılardan biri olarak ibadete açık bulunuyor.</p>

<p>Eski Ulu Camii İmamı Mehmet Rüştü Efendi’nin evi olarak yapılan yapı, sahibinin vasiyeti üzerine önce medreseye, ardından camiye dönüştürüldü. Ev mimarisini andıran düz tavanlı camide 5 metrelik küçük bir sac minare ve mütevazı bir abdesthane bulunuyor.</p>

<p>1980’li yıllarda mahalle halkının çabalarıyla restore edilen Ketencizade Camii, 1982 yılında ibadete açıldı. İbadete açık olan camide, mahalle sakinleri namazlarını kılmaya devam ediyor.</p>

<p><strong>"Bu yapıyı manevi turizmimize kazandırmamız gerektiğine inanıyoruz</strong>"</p>

<p>Araştırmacı-yazar Taner Özdemir Ketencizade cami hakkında bilgi vererek, "Erzurum’un önemli manevi dinamiklerinden biri olan Mehmet Rüştü Efendi’nin hemen camisinin ön planındayız. Tabii bu cami niye önemli? 1982 yılında ibadete açılmış ama tabii caminin herhangi bir mimari bir özelliği yok. Ama manen özelliği ve bize kattığı değer çok fazla. Çünkü Ketencizade Mehmet Rüştü Efendi’nin burası evi. Daha sonra bura medrese olarak da kullanılmış. Akabinde de burayı camiye çevirmişlerdir. Zaten içerisine girildiği zaman buranın bir evden bozma bir cami şeklinde yapılmış olduğunu görebiliriz. Kendine özgü o küçük bir minaresi de var. Mehmet Rüştü Efendi 19. yüzyılda, yani 1834, bazı kaynaklara göre 1836 yılında dünyaya gelmiş, 1916 yılında da vefat etmiş bir isim. Fakat en temel özelliği şu; Ulu Cami imamı olarak biliniyor. Uzun yıllar Ulu Cami’de imamlık yapmıştır. Bu yapıyı da manevi turizmimize kazandırmamız gerektiğine inanıyoruz" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Burada da cemaatin oluşması güzel bir şey olur</strong>"</p>

<p>Cami cemaatlerinden Ünal Calp ise, "Bildiğimiz kadarıyla işte söylenilen Ulu Cami’nin imamına özel bir ev yapıldı. Daha sonradan da evin cami olarak dönüştürüldüğünü duyduk. Sağ olsun hocalarımız var geliyor, namazımızı cemaat oluşturuyor burada. Yani şu anda tabii buralarda tabii kentsel dönüşümler var. Hani evlerin yıkıldığı görülüyor. Cemaat tabii şu anda çok az bir cemaati var caminin. Ulu Cami’nin mesela Cuma günleri zaten kalabalık oluyor. Ulu Cami de zaten yan tarafında. Burada da cemaatin oluşması güzel bir şey olur" ifadelerini kullandı.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/evden-bozma-cami-kentsel-donusumun-ortasinda-zamana-direniyor.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/foto-galeri/evden-bozma-cami-kentsel-donusumun-ortasinda-zamana-direniyor/21989</link>
                <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 22:47:10 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Yöresel ürünlerimiz dijital pazara açılıyor</title>
                                    <description>Bayburt’a özgü yöresel ürünlerin daha geniş pazarlara ulaştırılması ve marka değerlerinin artırılması amacıyla hazırlanan ’Bayburt’un Değerleri Dijital Pazarda Projesi’ için destek sözleşmesi imzalandı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Bayburt’a özgü yöresel ürünlerin daha geniş pazarlara ulaştırılması ve marka değerlerinin artırılması amacıyla hazırlanan ’Bayburt’un Değerleri Dijital Pazarda Projesi’ için destek sözleşmesi imzalandı.</p>

<p>Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı? (KUDAKA) 2026 Yılı Teknik Destek Programı kapsamında Kenan Yavuz Kültür Vakfı tarafından hazırlanan proje çerçevesinde yöresel ürünlerin dijital pazardaki görünürlüğünün artırılmasına yönelik çalışmalar yürütülecek.</p>

<p>Proje kapsamında e-ticaret altyapısı, marka stratejisi, dijital pazarlama ve operasyonel süreçler konusunda danışmanlık hizmeti verilecek. Çalışmalarla Bayburt’un kültürel mirası ve yerel üretim potansiyelinin ekonomik değere dönüştürülmesi ile üreticilerin dijital ticaret kapasitesinin geliştirilmesine katkı sağlanacak.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/yoresel-urunlerimiz-dijital-pazara-aciliyor.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat,Bayburt</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/foto-galeri/yoresel-urunlerimiz-dijital-pazara-aciliyor/21981</link>
                <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 11:21:12 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>1800’lü yıllardan günümüze gelen Trabzon dondurması coğrafi işaret aldı</title>
                                    <description>Trabzon’da 1800’lü yıllara tarihlendirilen ve kendine özgü üretim yöntemiyle nesilden nesile aktarılan Trabzon dondurması, coğrafi işaret alarak tescillendi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon’da 1800’lü yıllara tarihlendirilen ve kendine özgü üretim yöntemiyle nesilden nesile aktarılan Trabzon dondurması, coğrafi işaret alarak tescillendi.</p>

<p>Trabzon’un geleneksel lezzetleri arasında yer alan Trabzon dondurması, Türk Patent ve Marka Kurumu’nca coğrafi işaretle tescillendi. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TTSO) başvurusu üzerine 17 Eylül 2026 tarihinde tescillenen Trabzon dondurması ile kentin coğrafi işaretli ürün sayısı 16’ya yükseldi.</p>

<p>Geçmişi 1800’lü yıllara uzanan Trabzon dondurması, üretiminde kullanılan yöresel ürünleriyle de dikkat çekiyor. Hamsiköy yaylalarından elde edilen süt ile doğal salebin bir araya gelmesiyle hazırlanan dondurma, kendine özgü lezzetiyle Trabzon’un gastronomi değerleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Tescilin ardından Trabzon dondurmasının İstanbul ve Ankara’da yaygınlaştırılması hedeflenirken, ürünün sonraki durağının Avrupa pazarı olması planlanıyor.</p>

<p>TTSO Başkanı Erkut Çelebi, Trabzon’un coğrafi işaretli ürün sayısının 16’ya ulaşmasının mutluluk verici olduğunu belirterek, kentte 4 ürün için daha coğrafi işaret çalışmalarının sürdüğünü söyledi. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) ile yürütülen proje kapsamında her ilçeye ayrı coğrafi işaretli ürün kazandırılması için çalışmalara başladıklarını ifade eden TTSO Başkanı, Trabzon dondurmasının da kente önemli bir katma değer sağlayacağını belirtti.</p>

<p>Trabzon dondurmasının coğrafi işaret almasının turizme de katkı sağlayacağını kaydeden Çelebi, "Trabzon’un coğrafi işaret sayısının 16 olması bizi her geçen gün mutlu ediyor. 4 tane daha coğrafi işaret alacağımız ürünlerimiz var. DOKA ile yaptığımız bir projede her ilçeye ayrı coğrafi işaretli ürünler konusunda çalışmalara başladık. Trabzon dondurmasına coğrafi işaret alınması hem turizme destek verecek hem de dünyaya açılması noktasında çalışmalar yapılacak. Trabzon dondurması 1800’lü yıllara kadar dayanan bir geçmişi var. Trabzon dondurmasını sade dondurma olarak düşünebilirsiniz. Sadesi daha çok ön plana çıkıyor. Organik meyveli Trabzon dondurmaları da üretiliyor" dedi.</p>

<p>Trabzon dondurmasının kent için önemli bir marka olacağına inandığını ifade eden TTSO Başkanı Çelebi, "Trabzon dondurması Trabzon şehrine katma değer katacak ayrıca Trabzon ismini dünyada duyuracağına inanıyorum. Devamı gelecek. Dondurma bizim için çok önemli bir marka olacak. Dondurmanın ana maddesi inek veya keçi sütü. Onun yanında az şeker kullanılıyor. Ayrıca salep var. O çok kıymetli. Salebin kalitesi tatlandırmayı belirliyor. Türkiye’nin önemli bir markası olan Maraş dondurması var. Avrupa’ya gidince de Roma dondurması ön plana çıkıyor. Trabzon dondurması üçüncü bir şehir ismi olarak dünyada markalaşacaktır" diye konuştu.</p>

<p><strong>Hamsiköy sütü ve doğal salep</strong></p>

<p>Lokma Tatlı Dünyası Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Aktürk, Trabzon’da dondurma kültürünün 1800’lü yıllara dayandığı belirterek, "Akçaabat’ta kar kuyularından alınan karlarla yapılan dondurmalar soğutuluyordu. Tarih o zamanlara kadar gidiyor. Teknoloji geliştikçe soğutucular çıktı. Dondurma Trabzon’da böylelikle yaygınlaştı" dedi.</p>

<p>Coğrafi işareti alınan Trabzon dondurmasının Hamsiköy bölgesinin yaylalarından elde edilen sütlerle yapıldığını ifade eden Aktürk, bölgedeki ot florasının sütün lezzetini etkilediğini belirtti. Aktürk, "O bölgenin ot florasının çok farklı olmasından dolayı sütü çok lezzetli oluyor. Yağlı ve kaliteli süt geliyor. Bu süt ile kaliteli salebi birleştirdiğimizde kaliteli bir ürün çıkıyor. Bu üründe sadece malzemenin kaliteli olması değil, kaliteli bir işçilik ve kaliteli bir reçete oluşturulması baş faktör oluyor" diye konuştu.</p>

<p><strong>Trabzon dondurmasının reçetesi</strong></p>

<p>Trabzon dondurmasıyla ilgili Atatürk Üniversitesi’nde tahliller yapıldığını kaydeden Aktürk, "Atatürk Üniversitesi’nde tahlilleri yapıldı. Akademik çalışmaların ardından TTSO bu işe sahip çıktı. Bugün dünyada Roma ve Maraş’ın ardından üçüncü ilin dondurma markası oluştu. İşimiz burada bitmiyor, bunu dünyaya duyurmamız gerekiyor. İstanbul ve Ankara’ya Trabzon dondurmamızı gönderiyoruz" şeklinde konuştu.</p>

<p>Trabzon dondurmasının reçetesinde Hamsiköy sütü ve doğal salebin bulunduğunu belirten Aktürk, "Bizim reçetemiz Hamsiköy’ün sütü, doğal salep ama her salep aynı ürün olacak diye bir reçete yok. Salebin karışımı, çeşitliliği, nasıl kaynatıldığı, sonraki aşamaları önemli. Dondurmayı artık bölgemizde yetişen ligarba ve aronya gibi ürünlerle de yapıyoruz. Bu ürünleri dondurmayla buluşturuyoruz. Yerelden genele Trabzon’un bir dondurması var. Lokdo olarak biz buna ön ayak olduk. Artık bundan sonra el birliğiyle bir dondurma sektörünün oluşması en büyük dileğimdir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Hedef Avrupa pazarı</strong></p>

<p>Coğrafi işaretin sade dondurma için alındığını ifade eden Aktürk, "Coğrafi işareti alınan sade dondurma. Ama bizim üretimimizde meyveli olarak yapılan dondurmaların hepsi Trabzon’un sade dondurmasından yapılıyor. Bütün meyveleri salep ve süt ile buluşturuyoruz. Onun da ayrı bir yöntemi var. Avrupa ile görüşmelerimiz sürüyor. İnşallah onu başaracağız. Altyapısını oluşturduk. Bu şehirdeki üretimi sadece bu şehirde tükettiğimiz zaman bu şehre bir faydası olmaz. Bu şehirde üretip ülkenin dışına ürünümüzü pazarlarsak hem şehir, hem biz, hem köylü kazanır" dedi.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/1800lu-yillardan-gunumuze-gelen-trabzon-dondurmasi-cografi-isaret-aldi.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/foto-galeri/1800lu-yillardan-gunumuze-gelen-trabzon-dondurmasi-cografi-isaret-aldi/21974</link>
                <pubDate>Wed, 07 Oct 2026 11:52:02 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Emeklilikten sonra fırçasına sarıldı, portrede ustalaştı</title>
                                    <description>Gümüşhane’de doğan ressam Fikret Bozkır, emeklilik yıllarında ustalardan aldığı eğitimlerle portre sanatında kendisini geliştirdi. Kentte belediye başkanlarından bürokratlara kadar çok sayıda kişinin portresini yapan Bozkır, şimdi sanatını gençlere ücretsiz öğretiyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Gümüşhane’de doğan ressam Fikret Bozkır, emeklilik yıllarında ustalardan aldığı eğitimlerle portre sanatında kendisini geliştirdi. Kentte belediye başkanlarından bürokratlara kadar çok sayıda kişinin portresini yapan Bozkır, şimdi sanatını gençlere ücretsiz öğretiyor.</p>

<p>Gümüşhaneli ressam Fikret Bozkır (69), yıllar önce amatör olarak başladığı resim tutkusunu emekliliğinin ardından aldığı eğitimlerle ileri bir noktaya taşıdı. Kuru fırça ve yağlı boya tekniklerinde portre çalışmalarına ağırlık veren Bozkır, Gümüşhane’de belediye başkanlarından bürokratlara, esnaftan vatandaşlara kadar çok sayıda kişinin portresini yaptı. Gümüşhane’de dünyaya gelen Bozkır, uzun yıllar özel bir bankada görev yaptı. Banka şubesinin kapanmasının ardından İstanbul’a taşınan Bozkır, emekli olduktan sonra çocukluk yıllarından itibaren ilgi duyduğu resim sanatına daha fazla zaman ayırdı.</p>

<p>İstanbul yıllarında farklı ressamlarla çalışma imkânı bulduğunu anlatan Bozkır, özellikle portre alanında kendisini geliştirdiğini söyledi. Yağlı boya çalışmalarında Senan Eynullayev’den, kuru fırça tekniğinde ise İsmet Çabuk’tan eğitim aldığını belirten Bozkır, "Ustaların tarifiyle, onlara bakarak ve sorarak ilerledim. Emekli olduktan sonra kendimi daha fazla geliştirdim. Emekli olmadan önce resmin üzerine istediğim kadar düşemiyordum" dedi. Çalışmalarında özellikle insan portrelerine yoğunlaşan Bozkır, Gümüşhane’de çok sayıda tanınmış ismin portresini hazırladı.</p>

<p>Gümüşhane’de kendisine ait bir çalışma alanı bulunmadığı dönemlerde resimlerini kafede yaptığını anlatan Bozkır, özellikle kuru fırça tekniğiyle portre çizmenin cesaret ve deneyim gerektirdiğini söyledi.</p>

<p>Bozkır, "Her ressam sokağa çıkıp portre yapamaz. O cesaret işi. Ben Allah’a şükür çıkıyorum, yapıyorum. Siparişlerimiz var, çalışıyoruz. Burada ev olmadığı için kafede çalışıyoruz" dedi.</p>

<p>Bozkır’ın sanat yaşamındaki dikkat çekici yönlerden biri de öğrendiklerini gençlere karşılık beklemeden aktarması oldu. Gümüşhane’de üniversite öğrencilerinin de aralarında bulunduğu 5-6 kişiye resim dersi verdiğini anlatan Bozkır, ustasından aldığı öğüdünü yıllardır sürdürdüğünü belirtti.</p>

<p>Bozkır, ustasının kendisine, "Bu öğrendiklerini birine öğretirken para alırsan hakkım sana helal olmaz" dediğini aktararak, "Ben para istemiyorum. Yeter ki öğrensinler. Onlar da sevgiyle yaklaşıyorlar ve öğrenmek istiyorlar" ifadelerini kullandı.</p>

<p>İstanbul’dan yeniden memleketine dönerek Gümüşhane’de yaşamayı istediğini dile getiren Bozkır, bundan sonraki en önemli hedeflerinden birinin şehrin tarihî değerlerini yağlı boya tablolarla kayıt altına almak olduğunu söyledi.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/emeklilikten-sonra-fircasina-sarildi-portrede-ustalasti.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/foto-galeri/emeklilikten-sonra-fircasina-sarildi-portrede-ustalasti/21952</link>
                <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 11:21:13 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>4. Avrupa Sinema Günleri Trabzon’da başladı</title>
                                    <description>4. Avrupa Sinema Günleri Avrupa’nın farklı ülkelerinden 16 filmi Trabzonlu sinemaseverlerle buluşturuyor. Ücretsiz gösterimler 4 Ekim tarihine kadar Trabzon Lara Sineması’nda gerçekleştirilecek.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>4. Avrupa Sinema Günleri Avrupa’nın farklı ülkelerinden 16 filmi Trabzonlu sinemaseverlerle buluşturuyor. Ücretsiz gösterimler 4 Ekim tarihine kadar Trabzon Lara Sineması’nda gerçekleştirilecek.</p>

<p>Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, AB üyesi ülkelerin büyükelçilikleri ve kültür enstitüleri ile Türkiye genelindeki AB Bilgi Merkezlerinin iş birliğiyle düzenlenen 4. Avrupa Sinema Günleri, sinema aracılığıyla Avrupa’nın farklı hikâyelerine, kültürlerine ve bakış açılarına bir pencere açacak.</p>

<p>Bu yıl Trabzon, Antalya, Diyarbakır, İzmir ve Samsun’da gerçekleştirilen etkinlik kapsamında, Avrupa’nın farklı ülkelerinden 16 film sinemaseverlerle buluşacak. Avusturya, Belçika, Danimarka, Estonya, Fransa, İrlanda, İspanya, İtalya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Hollanda, Polonya, Portekiz, Yunanistan ve İsveç yapımlarının yer aldığı seçki, Avrupa’nın kültürel çeşitliliğini sinemanın diliyle izleyiciye taşıyacak.</p>

<p>Farklı tür ve anlatım biçimlerini bir araya getiren programda; aile ve insan ilişkilerinden kimlik ve değişime, müzik ve toplumsal meselelere uzanan hikâyeler yer alıyor. Komedi, dram, belgesel ve animasyon gibi farklı türlerden filmler, izleyicilere Avrupa’nın farklı yaşamlarını, kültürlerini ve bakış açılarını keşfetme fırsatı sunuyor.</p>

<p>TTSO Trabzon AB Bilgi Merkezi Koordinatörü Yakup Karbuz, Avrupa sinemasının farklı seslerini Trabzonlu sinemaseverlerle buluşturmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, "Trabzon yine sanatla buluşuyor. Avrupa’nın farklı ülkelerinden sinemacıların hikâyelerini, dünyalarını ve duygularını Trabzon’da izleyicilerle buluşturacağız. Farklı hikâyeler, ortak duygular anlayışıyla düzenlediğimiz festivalimize tüm sinemaseverleri bekliyoruz" dedi.</p>

<p>Trabzon Lara Sineması’nda gerçekleştirilecek gösterimlerde Son Işıltılar (Glimmers), Kaybetmeye Mahkûm (Heads or Fails), Bay Hiç Kimse Putin’e Karşı (Mr. Nobody Against Putin), Benim Sesim (My Voice), Gloria!, Denge Kaybı (Loss of Balance), Bahçedeki Tekne (A Boat in the Garden), Flow: Bir Kedinin Yolculuğu (Flow), Tavus Kuşu (Peacock), Leziz (Tasty), Atina Gece Radyosu (Athens Midnight Radio), Kaçırıldık! (Kidnapped!), Hoş İnsanlar (Nice People), Nefes Nefese (Breathing Underwater), Hayat ve Aşk (Life & Love) ve Dört Anne (Four Mothers) filmleri izleyiciyle buluşacak.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/4-avrupa-sinema-gunleri-trabzonda-basladi.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/4-avrupa-sinema-gunleri-trabzonda-basladi/21884</link>
                <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 10:34:21 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Ersoy duyurdu: Asırlık mabetler yeniden cemaatiyle buluşacak</title>
                                    <description>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya paylaşımında Diyarbakır ve Bingöl’de restorasyonu tamamlanan asırlık 6 mabedin yeniden cemaatleriyle buluşacağını açıkladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya paylaşımında Diyarbakır ve Bingöl’de restorasyonu tamamlanan asırlık 6 mabedin yeniden cemaatleriyle buluşacağını açıkladı.</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 6 Şubat depremlerinin ardından restorasyonları tamamlanan Diyarbakır ve Bingöl’deki 6 caminin, 2 Ekim’de cuma namazıyla yeniden ibadete açılacağını duyurdu. Ersoy, "Şehirlerimizin hafızasını yaşatan, asırlardır aynı saflarda buluştuğumuz mabetlerimizi geleceğe taşıyor; vakıf mirasımızı koruyarak deprem bölgesinin yaralarını sarmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Vakıflar Genel Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar kapsamında Diyarbakır’daki Ali Paşa, Melik Ahmet Paşa, Parlı Safa, Cafer-i Tayyar ve Hanbaşı camileri ile Bingöl’deki Balaban Bey Camii’nin yeniden ibadete hazır hale getirildiğini belirten Ersoy, eserlerin yarın, 2 Ekim’de cuma namazıyla kapılarını açacağını bildirdi.</p>

<p>Eserlerin özgün dokularının korunarak restore edildiğini vurgulayan Ersoy, şunları kaydetti:</p>

<p>"Her bir eserimizde bilimsel çalışmalarla deprem hasarlarını giderdik, yapılarımızı güçlendirdik. Tarihi taş işçiliğinden çinilere, ahşap unsurlardan kalem işlerine kadar ecdat yadigarı mirasımızı özgün dokusunu koruyarak ihya ettik."</p>

<p>Ersoy, tarihi mabetlerin ihyasında emeği geçenlere teşekkür ederek yeniden ibadete açılacak camilerin Diyarbakır ve Bingöl’e hayırlı olmasını diledi.</p>

<p>Altı eserin toplu açılış programı, Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Ali Paşa Camii’nde gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong>Ali Paşa Camii’nde asırlık işçilik korundu</strong></p>

<p>Hadım Ali Paşa tarafından 16. yüzyılda yaptırılan Ali Paşa Camii’nde, depremlerin ardından ortaya çıkan statik sorunlar nedeniyle güçlendirme ve restorasyon projeleri bilim heyeti gözetiminde yeniden ele alındı.</p>

<p>Niteliksiz döşemeler, beton örtü ve kirişler kaldırılarak üst örtü Diyarbakır’ın geleneksel dam sistemine uygun biçimde yenilendi. Deprem kaynaklı çatlak ve kopmalar, yapısal güçlendirme ve enjeksiyon uygulamalarıyla giderildi. Özgün kündekari kepenkler, ahşap minber, tavan kaplamaları ve çiniler ise konservasyon çalışmalarının ardından yeniden yerlerine monte edildi.</p>

<p><strong>Parlı Safa’nın ağır hasarlı minaresi güçlendirildi</strong></p>

<p>15’inci yüzyılda inşa edildiği düşünülen Parlı Safa Camii’nde, depremlerin özellikle minarede yol açtığı ağır hasar giderildi. Geniş çatlaklar ve parça kayıpları nedeniyle çelik kuşak ve gergilerle emniyete alınan minarenin temel ve zemin durumu; sondaj, jeofizik inceleme ve araştırma kazılarıyla incelendi.</p>

<p>Minarede ankraj, enjeksiyon ve taş onarımları yapılırken caminin çinileri, döşemeleri, kalem işleri, sıva ve boyaları ile medrese bölümlerindeki çalışmalar da tamamlandı. Yapının özgün mimari karakteri korunarak yapısal güvenliği sağlandı.</p>

<p><strong>Cafer-İ Tayyar Camii ve türbesi yeniden ibadete hazır</strong></p>

<p>İnşa tarihi kesin olarak bilinmeyen Cafer-i Tayyar Camii ve Türbesi’nde, depremde ağır hasar gören tarihi minare başta olmak üzere yapının farklı bölümlerinde kapsamlı çalışmalar yürütüldü.</p>

<p>Zemin ve temel incelemelerinin ardından duvar, tonoz ve dam örtülerinde onarım ve güçlendirme uygulamaları gerçekleştirildi. Minarenin depremde bazı taşları yıkılan petek ve külah bölümleri özgün taşlarıyla tamamlandı. Cami ve türbe yeniden ibadete hazır hale getirildi.</p>

<p><strong>Hanbaşı Camii’nin özgün mimarisi ortaya çıkarıldı</strong></p>

<p>Hacı Muhammed tarafından 1853 yılında yaptırılan Hanbaşı Camii’nde, 2022’de başlayan onarım çalışmaları, 6 Şubat depremlerinin ardından bilim heyeti gözetimindeki güçlendirme ve restorasyon uygulamalarıyla sürdürüldü.</p>

<p>Enjeksiyon yöntemiyle güçlendirilen yapıda betonarme eklentiler kaldırıldı, çatı ve cepheler özgün dokusuna uygun biçimde yenilendi. Son cemaat yeri ve harim bölümündeki çalışmalarla caminin özgün mimari unsurları ortaya çıkarıldı.</p>

<p><strong>Melik Ahmet Paşa Camii’nde kubbeden temele güçlendirme</strong></p>

<p>1587-1591 yılları arasında yaptırılan Melik Ahmet Paşa Camii’nde, depremlerin ardından kubbe, tromplar ve taşıyıcı duvarlarda tespit edilen çatlaklara yönelik onarım ve güçlendirme çalışmaları gerçekleştirildi.</p>

<p>Yapının temel durumu sondaj, araştırma kazısı ve jeoradar çalışmalarıyla incelendi. Kubbe ve kasnak güçlendirilirken zemin ve duvarlarda enjeksiyon uygulamaları yapıldı. Kurşun örtü, sıva, halı ve kalem işi çalışmalarının tamamlanmasıyla tarihi cami yeniden cemaatini ağırlamaya hazırlandı.</p>

<p><strong>Bingöl’de Akkoyunlu mirası ihya edildi</strong></p>

<p>Akkoyunlu döneminden günümüze ulaşan Balaban Bey Camii’nde, depremde ağır hasar gören minare kontrollü biçimde sökülerek özgün yapım tekniklerine uygun şekilde yeniden inşa edildi.</p>

<p>Caminin çatı, avlu, harim ve mahfil bölümlerinde onarımlar yapıldı. Ahşap döşemeler ile elektrik ve mekanik tesisatlar yenilendi. Abdesthane ve diğer çalışmaların da tamamlanmasıyla yapının özgün mimari bütünlüğü yeniden sağlandı.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/10/bakan-ersoy-duyurdu-asirlik-mabetler-yeniden-cemaatiyle-bulusacak.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/foto-galeri/bakan-ersoy-duyurdu-asirlik-mabetler-yeniden-cemaatiyle-bulusacak/21863</link>
                <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 14:01:22 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Dede Korkut Kent Müzesi Bayburt Müzesi olarak hizmet verecek</title>
                                    <description>Dede Korkut Kent Müzesi’nin, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bağlı Bayburt Müzesi olarak hizmet vermesi için devir teslim işlemi gerçekleştirildi. Devir protokolünün imzalanmasının ardından müze binasında gerekli çalışmalar başlatıldı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Dede Korkut Kent Müzesi’nin, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bağlı Bayburt Müzesi olarak hizmet vermesi için devir teslim işlemi gerçekleştirildi. Devir protokolünün imzalanmasının ardından müze binasında gerekli çalışmalar başlatıldı.</p>

<p>Bayburt Valisi Mustafa Eldivan başkanlığında gerçekleştirilen devir teslim sürecinde, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü ile İl Özel İdaresi arasında protokol imzalandı. Böylece müzenin işletilmesine ilişkin süreç Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesine taşındı.</p>

<p>Tarihi yapısı ve Bayburt’un kültürel mirasını yansıtan eserleriyle kentin kültür ve turizm hayatına katkı sunan müze, bundan sonraki süreçte Bayburt Müzesi adıyla hizmet verecek.</p>

<p>Bayburt Kalesi’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılacak tarihi eserlerin yanı sıra farklı illerdeki müze depolarında bulunan Bayburt’a ait eserler kente getirilerek müzede sergilenecek.</p>

<p>Yeni düzenlemelerle birlikte müzenin, Bayburt’un tarihi ve kültürel mirasının kentte bir araya getirilmesine ve ziyaretçilere sunulmasına katkı sağlaması bekleniyor.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/09/dede-korkut-kent-muzesi-bayburt-muzesi-olarak-hizmet-verecek.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat,Bayburt</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/dede-korkut-kent-muzesi-bayburt-muzesi-olarak-hizmet-verecek/21842</link>
                <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 09:30:32 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Macera Off-Road Ekibi ve Vali Baruş Bayrak Tepe’de: &quot;Ecdadımızın mirasına sahip çıkalım&quot;</title>
                                    <description>Erzurum Valisi Aydun Baruş,  Macera Off-Road Arama ve Kurtarma Kulübü üyeleriyle birlikte 2 bin 453 Rakımlı Çobandede Dağı’ndaki Bayrak Tepe’deki çalışmaları inceledi, tabyaların turizm kazandırılması için mesajlar verdi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Valisi Aydun Baruş, Macera Off-Road Arama ve Kurtarma Kulübü üyeleriyle birlikte 2 bin 453 Rakımlı Çobandede Dağı’ndaki Bayrak Tepe’deki çalışmaları inceledi, tabyaların turizm kazandırılması için mesajlar verdi.</p>

<p>Macera Off-Road Arama ve Kurtarma Kulübü Başkanı Lokman Toptaş ve ekibi; Erzurum’da her türlü alternatif ekstrem sporların yapılacağını göstermek amacıyla uzun yıllardır adrenalin dolu etkinliklerin altına imza atıyor. Yamaç paraşütünden at biniciliğine, dağ bisikletinden raftinge, buz tırmanışı ve off-road gibi daha birçok heyecan dolu sporun yaygınlaştırması için etkinlikler yapan Macera Off-Road Arama ve Kurtarma Kulübü üyeleri, 2 bin 453 Rakımlı Çobandede Dağı’nda bulunan Çobandede Tabyası ve Bayrak Tepesi’nde buluştu. Erzurum Valisi Aydun Baruş’ta etkinliğe katılarak özellikle tabyaların turizme kazandırılması noktasında mesajlar verdi.</p>

<p><strong>"Burada yüzlerce şehidimiz yatıyor"</strong></p>

<p>Erzurum, özellikle 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın başlarında Anadolu’nun savunması açısından hayati öneme sahip bir şehir olduğunu hatırlatan Vali Aydın Baruş, "Serhat şehri olması itibarıyla, bu nedenle atalarımız tarafından Erzurum’un dört bir tarafında savunma tabyaları inşa edildi. Özellikle 19. yüzyılda yapılan bu tabyalardan, şu anda önünde bulunduğumuz Çobandede Tabyası da 1884-1896 yılları arasında, Sultan II. Abdülhamid Han döneminde, onun verdiği emir doğrultusunda Şahap Paşa tarafından projelendirilerek yapılmış bir tabyadır. Burada asker koğuşları, top atış mevzileri ve karargâh odası bulunuyor. Buranın amacı, doğudan ve kuzeyden gelebilecek işgal harekâtına karşı Erzurum şehir merkezini savunmak ve düşmanın şehir merkezine girmesini önlemekti. Nitekim Birinci Dünya Savaşı’nda da çok etkin bir şekilde kullanılmış bir tabyadır. 1916 yılı Şubat ayında, Erzurum’un Rus işgaline uğradığı o talihsiz günlerde burada çok sayıda askerimiz şehit olmuştur. Ruslar burayı yoğun şekilde bombalamışlar; son direnme noktası olarak da Erzurum’a girmeden önce buradaki mevzileri yoğun bir şekilde bombardıman altına tutmuşlardır. Tam olarak bilmiyoruz ama belki de yüzlerce askerimiz burada, şu anda toprağın altında yatıyor. Allah hepsine rahmet eylesin, mekânlarını âli, makamlarını cennet eylesin" dedi.</p>

<p>"Tabyalara sahip çıkarak ecdadımıza vefamızı gösterelim"</p>

<p>Erzurum’da 23 adet tabya olduğunu ve bunlara imkanlar nispetinde sahip çıkarak gelecek nesillere taşımak için gayret ettiklerini ifade eden Vali Baruş, "Atalarımızın bize bırakmış olduğu bu mirası en iyi şekilde korumaya gayret ediyoruz. Erzurum’da 23 tane tabya var. Bu tabyaları, bütün resmî kurumlarımızın üzerine zimmetli olarak, en azından temizliklerinin ve çevre gözetimlerinin yapılması için kurumlarımıza emanet ettik. Çobandede Tabyamız da Yakutiye Kaymakamlığımız, Yakutiye Belediye Başkanlığımız ve Macera Off-Road Arama ve Kurtarma Kulübü’ne zimmetli. Arkadaşlarımız ara sıra buralara uğrayarak herhangi bir yasa dışı faaliyet var mı, yok mu diye kontrol ediyorlar. Kaçak kazı yapılıyor mu, yapılmıyor mu; diğer taraftan da buranın çevresi kirletilmiş mi, kirletilmemiş mi, bunları kontrol ediyor ve gerekli temizlik çalışmalarını yürütüyorlar. Atalarımıza en azından borcumuzu bu şekilde ödeme hassasiyeti göstermek bile önemli diye düşünüyorum. Tabii gönül arzu eder ki buradaki tabyalarımızı bir gün daha güzel bir şekilde onaralım, turizme daha rahat bir şekilde ulaşımını sağlayarak ziyarete açalım. İnşallah onları da planlayacağız. Bu tabyalar, Erzurum’un en önemli tarihî varlıklarından. Bunlara sahip çıkmamız lazım. Buradan vatandaşlarımıza da sesleniyorum: Kesinlikle atalarımızın kanlarının döküldüğü bu alanları kirletmeyelim, çöp atmayalım. Çöp atarsak gerçekten atalarımızın ruhuna hakaret etmiş oluruz. Bunu böyle bilelim. Buna özellikle dikkat edelim. Bu alanları temiz tutalım ki gelecek nesillere bu eserler ulaşsın. Gelecek nesillerimiz de buradan tarih sahnesinden ibret alsınlar. Atalarımızın gösterdiği kahramanlıkları, vatan ve millet uğruna sergiledikleri fedakârlıkları bu yapıların hatırasından öğrensinler" şeklinde konuştular.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/09/macera-off-road-ekibi-ve-vali-barus-bayrak-tepede-ecdadimizin-mirasina-sahip-cikalim.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/foto-galeri/macera-off-road-ekibi-ve-vali-barus-bayrak-tepede-ecdadimizin-mirasina-sahip-cikalim/21809</link>
                <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 10:00:20 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kömür çuvalından seçtiği parçalarla Bergen’in portresini çizdi</title>
                                    <description>Gümüşhane’nin Torul ilçesinde büyüyen ve Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümünden mezun olan 27 yaşındaki Halit Terzi, çocukluk yıllarında başlayan resim tutkusunu dev boyutlu bir eserle taçlandırdı. Küçük yaşta sobalı evde kömür poşetlerken başlayan merakını profesyonel sanata dönüştüren Terzi, 1,5 metre yüksekliğindeki dev kağıda kömürle çizdiği Bergen portresiyle kadına şiddete dikkat çekti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Gümüşhane’nin Torul ilçesinde büyüyen ve Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümünden mezun olan 27 yaşındaki Halit Terzi, çocukluk yıllarında başlayan resim tutkusunu dev boyutlu bir eserle taçlandırdı. Küçük yaşta sobalı evde kömür poşetlerken başlayan merakını profesyonel sanata dönüştüren Terzi, 1,5 metre yüksekliğindeki dev kağıda kömürle çizdiği Bergen portresiyle kadına şiddete dikkat çekti.</p>

<p>Gümüşhane’nin Torul ilçesinde yaşayan 27 yaşındaki ressam ve resim öğretmeni Halit Terzi, sanat yolculuğuna henüz 6 yaşındayken adım attı.</p>

<p>Çocukluk yıllarında Trabzon’da götürüldüğü bir hastane muayenesinde doktorun eline tutuşturduğu boş beyaz kağıda çizdiği resimle yeteneğini ilk kez dışa vurdu.</p>

<p>Küçük yaşlardan itibaren sulu boya ve kuru boya çalışmalarıyla kendisini geliştiren Terzi, ortaokul eğitiminin ardından Trabzon’un Akçaabat ilçesindeki Güzel Sanatlar Lisesini kazandı.</p>

<p>Buradaki eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra yetenek sınavlarında büyük başarı göstererek Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümüne girdi ve buradan mezun oldu.</p>

<p>Küçük yaşlardan itibaren tutkuyla bağlı olduğu resim sanatını toplumsal meselelerle harmanlayan genç sanatçı, evlerindeki soba kömürlerini kullanarak 1,5 metre yüksekliğindeki dev kâğıda arabesk müziğin simge isimlerinden Bergen’in portresini aktardı.</p>

<p>Türkiye’de bu ölçekte ve soba kömürü tekniğiyle yapılmış benzer bir çalışmanın bulunmadığını belirten Terzi, eserini hazırlarken yaşadığı zorlu süreci ve amacını paylaştı.</p>

<p><strong>Sobalı evdeki kömürden sanat eserine</strong></p>

<p>17-18 yıldır karakalem çalışmaları gerçekleştiren Halit Terzi, en büyük ve en zorlu çalışmasını soba kömürü kullanarak tamamladı. Çocukluk yıllarında evlerinin sobalı olması nedeniyle arkadaşlarıyla kömür torbalarken siyah maddelerin kağıt üzerindeki izini fark eden Terzi, Türkiye’de bir ilke imza atarak 150 santimetreye 100 santimetre boyutlarındaki dev kağıda kömür parçalarıyla ünlü sanatçı Bergen’in portresini işledi.</p>

<p><strong>"Çuvalın içindeki en iyi kömürleri seçtim"</strong></p>

<p>Uyguladığı sıradışı teknik ve çalışma süreci hakkında bilgi veren ressam Halit Terzi, duygularını ve karşılaştığı zorlukları şu sözlerle dile getirdi: "Arabesk tarzını seviyorum, Bergen en sevdiğim sanatçıdır. Erken yaşta öldürülmesi beni çok etkilemişti. Yıllardır evlerimiz sobalı olduğu için kömür poşetlerdik, fikir oradan çıktı. Kömürle çizim yapmak çok zor. Tozu var, pisliği var, elden ve kağıttan çıkmıyor; silseniz bile izi kalıyor. Çuvalın içindeki en iyi kömürleri seçtim. Kağıt çok büyük olduğu için evde yerde çizdim. Ayak izi olmasın ve kirlenmesin diye odamı kilitleyip dışarı çıkmadım. Çizim yaparken çay kahve bile içemedim, radyodan sürekli Bergen şarkıları dinledim. Türkiye’de kadınlara yönelik şiddete dikkat çekmek istedim. 30’lu yaşlarında öldürülmesine çok üzülüyorum. Türkiye’de bu boyutta kömürle çizen başka kimse yoktu, en büyüğünü ben çizdim."</p>

<p><strong>"Doktor ’Bu çocuk ileride resim öğretmeni olur’ dedi"</strong></p>

<p>Baba Erol Terzi, oğlunun sanata olan ilgisini ve gelişim sürecini şu sözlerle aktardı: "Halit 5-6 yaşlarındayken resimle olan alakası belliydi. Trabzon’da doktora götürdüğümde doktor ona beyaz bir kağıt verdi. Orada öyle güzel bir resim çizdi ki doktor bile ’Bu çocuk ileride resim öğretmeni olur’ dedi. İlkokulda sulu boya ve kuru boyayla kendini göstermeye başladı. Ortaokulda ’Ben resim bölümüne gideceğim’ diye tutturunca Akçaabat Güzel Sanatlar Lisesine verdik. Ardından Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesini kazandı ve sürecini başarıyla sürdürdü. Süreci severek yürütüyor."</p>

<p><strong>"Harçlığını kaleme yatırırdı"</strong></p>

<p>Halit Terzi’nin Torul ilçesindeki çocukluk arkadaşı Oğuz Türkoğlu, yetenekli ressamın çocukluk yıllarındaki azmini ve sanata olan tutkusunu anlatırken ilginç detaylara değindi. Türkoğlu, okul çıkışlarında akranlarının marketten yiyecek aldığını, Terzi’nin ise harçlıklarıyla sürekli resim malzemeleri edindiğini bildirdi.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/09/komur-cuvalindan-sectigi-parcalarla-bergenin-portresini-cizdi.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/foto-galeri/komur-cuvalindan-sectigi-parcalarla-bergenin-portresini-cizdi/21805</link>
                <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 09:20:20 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Trabzon’da Bulgur Festivali düzenlendi</title>
                                    <description>Trabzon ile Mardin arasındaki gönül köprüsünü pekiştirmek amacıyla Mardin Trabzonspor Taraftar Derneği iş birliğiyle Trabzon’da Bulgur Festivali düzenlendi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon ile Mardin arasındaki gönül köprüsünü pekiştirmek amacıyla Mardin Trabzonspor Taraftar Derneği iş birliğiyle Trabzon’da Bulgur Festivali düzenlendi.</p>

<p>15 Temmuz Şehitler ve Hürriyet Parkı’nda düzenlenen programa Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Düzköy Kaymakamı Muhammed İbrahim Ağlamaz, AK Parti Trabzon İl Başkanı Sezgin Mumcu, AK Parti Mardin İl Başkanı Mehmet Uncu, Mardin Trabzonspor Taraftar Derneği Başkanı İbrahim Aydın, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş yer aldı. Mardin ve Trabzon yörelerine özgü halk oyunlarının sergilendiği programda, sanatçı Cemal Kaygusuz konser verdi. Katılımcılara Mardin yöresine özgü bulgur pilavı ve ayran ikram edilirken, vatandaşlara hediyelik bulgur dağıtıldı.</p>

<p>Trabzon ile Mardin arasındaki kardeşlik ilişkisinin tarihsel köklerine ve Trabzonspor sevgisinin iki şehir arasında oluşturduğu gönül bağına dikkat çeken Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Trabzon ile Mardin arasında tarihten gelen bir bağ var. 1978 yılında Beşikdüzü’nden öğretmenimiz Bahtiyar Yayla, Mardin’in Kızıltepe ilçesine bağlı Bağrıbütün Köyü’ne görev yapmaya gidiyor. Orada Trabzonspor aşkını ve sevdasını çocuklarımıza adeta aşılıyor. Bugün o sevginin ne kadar büyüdüğünü görüyoruz. Mardin Trabzonspor Taraftar Derneğimizin 3 bin 581 kayıtlı üyesi var. Dernek başkanımız İbrahim Bey de bir dönem bizim il yöneticimizdi. Kızıltepe’ye bizzat gittim, gördüm. Oradaki ilkokulun rengini sormanıza gerek yok; yarısı bordo, yarısı mavi. Trabzonspor’un böyle bir yönü var. Bize ‘Her yer Trabzon’ dedirtiyorlar. 2017 yılında orada hamsi festivali yaptık. Hendek operasyonlarının hemen sonrasındaydı. Kardeşlik hukukumuzu ortaya koyduk ve dedik ki biz bu toprakların asli sahibiyiz. Kökenimiz ne olursa olsun, birliğimizi ve beraberliğimizi bozmak isteyenlere Allah fırsat vermesin" dedi.</p>

<p>Türkiye’nin birlik ve beraberliğinin önemine vurgu yapan Başkan Genç, "Bu topraklar çok kıymetli, çok değerli topraklar. Bizi ayırmaya, bölmeye çalışıyorlar. O nedenle uyanık olacağız; bizi kimse bölemeyecek, böldürtmeyeceğiz. Bu toprakları bağımsız yapan, toprağın altındaki şehitlerimizdir. Trabzonlu ne kadar şehidimiz varsa Mardinli de o kadar şehidimiz var. Hatta daha ilerisini söyleyeyim; bugün ‘Suriye’de ne işiniz var?’ diyenlere hatırlatmak lazım. Çanakkale’de 6 bin Halepli şehidimiz var. Bu toprakların bize nasıl emanet edildiğini bilerek konuşmamız gerekiyor. Mardin’de hamsi festivali yaptık, ardından burada bulgur festivali düzenliyoruz" diye konuştu.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.bayburtmedya.com/media/2026/09/trabzonda-bulgur-festivali-duzenlendi.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburtmedya.com/foto-galeri/trabzonda-bulgur-festivali-duzenlendi/21789</link>
                <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 08:12:17 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
