Yahya Akengin’in 50. Sanat Yılında Panel Düzenlendi

  • Haberin Tarihi: 27 Nisan 2018
  • Bu haber 231 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
Yahya Akengin’in 50. Sanat Yılında Panel Düzenlendi

Bayburt Üniversitesi Bayburtlu şair ve yazar Yahya Akengin için panel düzenledi.

Milli Edebiyatın önemli isimlerinden biri olan ve Hisarcılar diye anılan grup içerisinde yer alan Akengin için düzenlenen “50. Sanat Yılında Yahya Akengin ve Sanatı” adlı panele öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.

Bayburt Üniversitesi Edebiyat ve Sanat Topluluğu (BAYEST) tarafından Eğitim Fakültesi konferans salonunda gerçekleşen panelde bir konuşma yapan Yahya Akengin, sanat hayatının 50. yıl olması nedeniyle ülke genelinde birtakım programlar düzenleneceğini fakat memleketinde yapılan programın kendisi için mutluluk verici olduğunu belirterek, “Bu toprakların havası, suyu, toprağıyla yetiştiğim için şair oldum, yazar oldum. Dolayısıyla temelim burasıdır. Bayburt’a her gelişim benim için ayrı bir saadet oluşturur” dedi.

Konuşmasında, kendisinin de içerisinde yer aldığı edebiyat tarihinde ‘Hisarcılar’ diye anılan topluluktan bahseden Akengin, “1940’lı 50’li yıllarda Türkiye’de baskın iki edebiyat anlayışı vardı. Bunlardan biri Garip şiiri (Birinci Yeni) Orhan Veli ve arkadaşları, diğeri onu takip eden İkinci Yeni akımıdır. Bu dönemler Türkiye’de yabancılaşma rüzgarlarının daha ağır bastığı bir dönem. Yabancılaşma derken, bu yabancılaşma bizim Tanzimat’tan beri yaşadığımız bir problemdir. Tanzimat’ın artıları vardır, eskileri de vardır. Her siyasi olay, gelişme edebiyatı etkiler ve edebiyat oluşturur. Dolayısıyla tanzimat edebiyatı diye bir edebiyat vardır. İşte Tanzimat Edebiyatı bir kırılma noktasıdır. Gelenekten yeniliğe geçmektir. Yenilik diyince de o günler için daha Fransız edebiyatı akla gelen. Ama bu Tanzimat’ın bu anlayışında olanlar gibi geleneği sürdürenler de var. Şimdi bu süreç devam ediyor, geliyor 1950’li yıllara, ideolojiler daha çok etkili olmaya başlıyor. Birinci Yeni dediğimiz Garip Hareketi ve İkinci Yeni denilen hareket geleneği sahneden kovmak ve tamamıyla gelenekten bağımsız bir edebiyat oluşturmak istediler. Bunlar edebiyat tarihinin gerçeği ve tespitidir. Bu her iki hareketin artıları vardır ama bir şey vardır, diğerleri yoktur anlayışı yanlıştır” dedi.

Gelenekten yararlanan yenilik ve yaşayan Türkçe

Hisar Dergisi’nin böyle bir ortamda ‘gelenekten yararlanan yeniliğe taraftarız’ sloganıyla ortaya çıktığını söyleyen Akengin, o yıllarda yaşanan eski Türkçe, yeni Türkçe tartışmasına da Hisar Dergisi’nin ‘yaşayan Türkçe’ çıkışıyla katılıdğını ifade ederek, “Hisar bu anlayışla çıkıyor. Yaşayan Tükçe diyor, yani herkesin anlayabileceği bir Türkçe. Derginin kurucuları arasında bazı isimleri burada anmak isterim. Munis Faik Ozansoy, Mehmet Çınarlı, İlhan Geçer, Gültekin Samanoğlu, Mehmet Kaplan, Cahit Okurer gibi. Bu  topluluğa destek veren Arif Nihat Asya, Ahmet Muhip Dranas, Tarık Buğra gibi isimler” diye konuştu.

Kaynak:Bayburt Postası

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan BAYBURT MEDYA hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.