Bayburt’ta Aşıklık Geleneği Masaya Yatırıldı

  • Haberin Tarihi: 5 Aralık 2017
  • Bu haber 227 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
Bayburt’ta Aşıklık Geleneği Masaya Yatırıldı

Bayburt Tarih, Kültür ve Edebiyat Derneği’nin, her hafta Cuma günlerine has kültür sohbetinin bu haftaki konusu ‘Bayburt’ta Aşıklık Geleneği’ oldu. Bayburt’ta aşıklık ve hikayecilik geleneğini yaşatan isimlerden biri olan İsmail Öksüz, aşıklık geleneğinin yaşadığı sıkıntılara değindi.

Bayburtlu Celalî ve Bayburtlu Hicrânî’den örnekler veren Öksüz, Bayburt’ta aşıklık geleneğinin körelmesinin önündeki en büyük engelin cahil hocaların halka yaydıkları yanlış bilgiler olduğunu söyledi. Yaklaşık 50 yıl öncesinden örnekler veren Öksüz, eskiden liyakat aranmaksızın az bir şey Arapça bilenlerin hocalık yaptıklarını ve İslam’ın özünden bihaber bu hocaların halka bağlamanın kesinlikle haram olduğu yönünde bilgiler aktardıklarını anlattı. İslam’da sadece ‘def’in helal olduğu yönündeki bir bilginin cami hutbelerinde sıkça dile getirildiğini söyleyen Öksüz, “Böylelikle bizim Bayburt’umuz da özellikle Karadeniz yöresinden gelen dinden bihaber hocaların verdiği yanlış bilgiler aşıklık geleneğini köreltmiştir” dedi.

Bu hocaların işi daha da ileri götürerek şiir söylemeyi de günah olarak nitelendirdiklerini belirten Öksüz, böylesine bir sohbette Hicrani Baba’nın bir alime verdiği cevaptan bahsetti, Öksüz şöyle konuştu:

“Hicrânî’nin sohbetlerinden birine gelen bir alimin; ‘Şiir söylemek günahtır’ tarzındaki ifadesi karşısında, Hicrânî de âlimlere yine şiir tarzında birkaç sual sormaktadır. O şiirde şöyle der Hicrânî Baba:

Birkaç sualim var hele yaz kâtip

Alimler cevabın verebülür mi?

On yedi nakkaşlı bir miftah gördüm

Açıp o makamı görebülür mi?

 

Bir bâb gördüm sekiz bâbdan içerde

Orda mevcut etmiş cevherde dürde

Arş-ı muallâda bir melek perde

Bir bakışta gözler görebülür mi?

 

Öyle bir mekâna eyledim nazar

Cennet Cehennemi eyledi karar

Cümlesi mevcuttur dört yanı hisar

Kimse bu bahçeye girebülür mi?

 

‘Elestü’ bezminden bizlere geldi

O ne evrak idi kimlere verdi

O nedir ki o bahçede gizlendi

Her âşık bu sırra erebülür mi?

 

Yüz on dört kapıdır birdir miftâhı

Hangi melektedür gönül penâhı

Kim ne bülür nedir Hicran günâhı

Amel defterini görebülür mi?”

Öksüz, Bayburtlu halk aşıklarının önündeki diğer bir engelin ise yokluk olduğunu söyledi. Dönemin imkansızlıkları içinde her biri ayrı bir sıkıntı çekmiştir diyen Öksüz, Celali Baba’nın ölen eşine yazdığı ağıtın bunun en önemli kanıtı olduğunu aktrarak, şiiri paylaştı.

Ev bark etmek için tenli mereği

Dizip koşmak için tepir eleği

Şu gavdan yaptığın tecir tereği

Divân-ı Bâri’ye yadigâr götür

 

Elinle ördüğün çöpür ağını

Kâhan eylediğin kelem bağını

Kaba! biçtiğimiz sap orağını

Al ulu Tann’ya bergüzâr götür

 

Yetim gömleğini diken iğneyi

İler gün yal verdiğin topal ineği

Ayran topladığın o’ ak küleği

Mahşer yığnağma sakla sar götür

 

Üç kot arpa beş kor çavdar ekerdik

Kesmük ekmeğine’hasret çekerdik

Nâ-mertlere ağu merde şekerdik

Sözünü tekrar et iftihar götür

 

Ele kısmet balsa bize pay taştı

Yokluktan derdimiz deryadan aştı

Açlıkla’ uğraşmak hayli savaştı

Çektiğin mihnetten âh û zâr götür

 

Yetim kalmış idin emzik tavında

Gamla kavrulmuştun gençlik çağında

Bir gül yeşertmedin vuslat halında

Gönül yaraların beraber götür

 

De ki Kadir Mevlâ’m bize ilişme

Dünyâda sızıyan çıbanı deşme

Celâli Babadan sorup söyleşme

Bu dertli çobandan bir selâm götür”

“Bölge aşıkları Bayburt’tan beslendi”

Öksüz’ün konuşmasında dikkat çektiği başka bir ayrıntı ise, bölge aşıklarının hemen hepsinin Bayburt’tan beslendiği konusuydu. Bayburt’un Dede Korkut yurdu olduğunu ve köylerinde sözlü kültürün çok güçlü olduğunu söyleyen Öksüz, “Bölge aşıkları Bayburt’a para kazanmaya gelmezlerdi. Köylülere sohbet ederek onlardan bu köklü kültürü alırlardı ve kendi yörelerine taşırlardı. Bu anlamda Dede Korkut hikayeleriyle donanmış olan Bayburt ve köyleri aşıkların para kazanmak için değil bilgi edinmek için geldiği bir coğrafya oldu. Bu yönüyle Bayburt’u aşıkların beslendiği önemli bir yer olarak da tarif edebiliriz” diye konuştu.  

Programda, Önder Eryılmaz ‘Öyle Olsun’ adlı şiirini okurken, Aşık Aydoğan Gülhan, İmdat Sancar, Kurban Çil birbirinden güzel parçalar seslendirdiler. Bilgehan Sancar ise, Bayburt’un mahalle ve köy odalarında oynanan oyunlar ile programa renk kattı.

BAYDER Başkanı Fatih Dündar, programa katılım gösterenlere teşekkür ederek, Cuma günleri gerçekleştirilen kültür sohbetlerine Bayburt halkını davet ettiklerini kaydetti.

Anahtar Kelime:

Bu yazıya 1 Yorum Yapıldı.

  • Bayburtlu
    6 Aralık 2017 18:41

    Ağlarum canun içün
    Dertli başum içün
    Efkaru umime içün
    Söylenecek çok şey var

    Bir Zihni geldi geçti
    Garip geldi fakir öldi
    Nice diyarlar gezdi
    Neylesin garip

    Makam mevki aldi
    Hiç şeyde gözü olmadi
    Vardı ki Yurduna
    Viran olmuş,lakin unutmamış

    Nice şiirler yazdı
    Derdin allattı olmadı
    Ben faniyim sizler gibi
    Bu dünyadan nasihat alın dedi

    Fakat biz biz olamadık
    Faniyi anlayamadık
    O var dı gitti bu dünyadan
    Biz ise yazdığına sadece şiir dedik geçtik

    Adeta vekil etti
    Hicrani Babayı, Celali babayı
    Anlat benden sonra
    Bu dünyayı, diğer alemi

    Softaları gördü
    Söyledi, derdini diline doladı
    Anlayana sivrisinek saz
    Anlamayana ne etsen az

    Celali adeta ne etsem
    Ne söylesem, bu dünya içün değmez
    Mal yapsan ne olur, sonu ölüm
    Var git sevgili, sevgiliye selam götür dedi

    Bizler Bayburt lular olarak, İsmail ÖKSÜZ beyin ifade ettiği gibi Bayburt dışından gelenler, Bayburt köylerinde, köy odalarında edebiyat ve hoş sohbet öğrenmek için gelirlerdi dediler.
    İfade ettikleri bilgiler doğru olduğuna inanıyoruz ve diyoruz ki;
    Bayburt mahalle odalarını ve köy odalarını sadece düğünlerde ve cenazelerde değil devamlı açık tutalım ve Zihniler, Hicraniler,Celaliler ve Öksüzler çıkarıp Manevi iklimimize daha hoş anlatım sağlayacak alimler ve Edebiyat üstatları yetiştirmeye vesile olsunlar.
    Selam-etlik Naci MEMİŞ bey bir hatırasını anlatırken şöyle dediler, hoş bir sohbet esnasında kendilerine, Bayburt lu olarak ne güzel ifade ediyorsunuz deyince, kendileri estağfurullah deyip, mütevaziliğinden ödün vermeden, Bayburt un kıraathanelerinde bu sohbetler devamlı yapılır demişlerdir.

Bir Yorum Yazın

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan BAYBURT MEDYA hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.